Ara: 
Dava arkadaşımız Sadun Köprülü'yü kaybettik
 

Toplam Ziyaret
3278368
 Küçük Irak,Büyük Kerkük
 
 
Dr. Nefi DEMİRCİ
Yazar Hakkında...
Yazara Ait Diğer Köşe Yazıları

 

                                                                                         

                                                                                                                                                           

                              KÜÇÜK IRAK,  BÜYÜK KERKÜK!

 NEFİ DEMİRCİ

         Vay benim çilekeş Kerkük’üm,  sonunda Irak’ın küçüğü oldun.

         Kısa süre önce hiçbir siyasi hakkı elde edemeyen Kerkük,  Kardeş “ Şehir”  ilan edildi.  Taşı Toprağı,  Bibi su ’su Türk olan şehitler yatağı bir anda,  Şehitlerimize kıyanlarla Kardeş olmuştu,  hiçbir milli çıkarına kavuşmadan. 

 

         Siyaset bunu gerekiyordu.

 

         Çok geçmedi,  Kerkük’ün kimliği belirlenmeden,  ortada kimsesiz ve sessiz kaldığından Irak’ın bir şehri oldu,  sanki daha önce başkasınındı! 

         Düne kadar Kerkük Türk kimliği ile Irak’a bağlı bir şehri iken bugün Irak’a bağlanmasının sebebi ne ola ki?  2003 yılına kadar nereye bağlı idi, bugüne nereye bağlıdır ve kimlerin tarafından yönetiliyordu?

 Kürt kimliği ve Kürt Şehri olan Süleymaniye yasal olarak Federe sistem içersinde Irak Federe Devlete bağlıdır.   Ya Kerkük hangi sistem veya statü ile bağlanacak,  kopmuş mu ki?  Bir yere bağlanması isteniyor. 

 

Sayın Cumhurbaşkanım Irak’ı ziyaret ettiler,  çok samimi görüşmeler, sarılmalar oldu.   Kürt Kedisini teslim etmem diyenlerle ve bölgesel yönetimin Başbakanı ile.  Federe Kürt Yönetiminin hâkim olduğu bölgenin adının konduğu,  Türk varlığından söz edilmeyen bu ziyaretin olumlu geçtiğini takip ettiğimiz haberlerden öğrendik. 

 

Türkmenleri kabul etmeleri diyalog yönünde kardeşçe çözüm tavsiyeleri ve Küçük Türkmen Kızımızın başını okşamalarını doygular içersine seyrettik.

 

Ve Kerkük,  Sayın Cumhurbaşkanım tarafından KÜÇÜK IRAK oluverdi.

 

Ortadoğu’dan sorumlu,  Sayın danışman’da Kerkük’ün KÜÇÜK bir IRAK olduğunu,  içinde yaşayanların diyalog ( nasıl bir alışveriş olacaksa ) içersinde olmaları, aralarında bulunan sorunların çözümüne karar vermelerinin toprak bütünlüğünün korumasında başarı sağlar.  Ve bu ziyaretin bütün taraflar için çok başarılı geçtiğini,  Türkiye bütün halklara ayni mesafede,  Irak’ın ( olmayan) toprak ve siyasi bütünlüğü içersinde sorunların çözümüne katkıda bulunacaktır.

Ve ilave ederek,  hangi Kerkük,  evet hangi Kerkük,  parçalanmış,  geleceği karanlık bir Irak’a benzetilen Kerkük mü? Yoksa Şehitler diyarı Türk olan,  Türklüğü ve bir karış toprağı için şehit olmayı göze alan Kerkük mü?

 

Türkiye’nin,  genelde Irak,  özel olarak Kürt ve bu politika içersinde yer almayan,  almış ise de amaçlı bir yön verilmemiş,  milli kimlikten,  siyaseten uzak bir Türkmen politikası.

 

     1920’lerde yapay olarak kurdurulan devletin başına getirilen Kral,  İngilizlerle Osmanlıya karşı işbirliği içinde olan Arapların önde gelen Emirlerinden Faysal,  Kurulduğu günden itibaren,  Türk varlığına güler yüzle bakmamış, - Osmanlı- Musul Vilayetini bu Krallığa hukuk dışı işgal edilerek katmışlar,  1926 Antlaşması ile de Irak lehine terk edilmiştir.  ÜÇ Osmanlı Vilayetinin birleşmesinden Irak,  devlet olarak tarih sahnesine çıkmış.   Irak,   Krallık olarak, 1960’lerden sonrada Cumhuriyet olarak 1990 yılına kadar devam etmiş,  bu tarihten sonrada bu yapay ülke İkiye bölünmüş,  Kürt ve Arap,  Türkmen varlığı ve toprağı âdete bu iki halk arasında paylaşılmış,  yutulmuş ve varlıklarının inkârı için yollar aranmış,  zaman,  zamanda Anavatan bunu görmezden gelmiş.

   

 

         Kerkük,  Küçük Irak’tır derken ve sayın danışman’da bunu anlatırken,  bu Küçük Irak,  Büyük Irak gibi siyasi gelişmeler sonucunda parçalanır mı? Bunu mu İma etmişler?  Ve Toprağının büyük kısım işgal edenlere, sahiplenenlere,  al gülüm ver gülüme hazır olun mu? Demeye getirmişler. 

 

         Bu,  açık olarak,   ey Türkmenler,  sizler Kardeş dediğiniz Araplar 1959’ da,  dün olduğu gibi bugünde ortak olduklarıyla birlikte,   ayrı,  ayrı fırsatını kollayarak Kerkük’te Türk topraklarını,  kimsi dağdan,  kimsi çölden gelerek,  getirilerek işgal edenlerle,  binlerce şehit,  binlerce sürgün,  kuvvetli ve kuvveti olanların zulmüne,  haksızlığına uğranmasına rağmen,   toprak işgali devam etse de,   göçe zorlanılsa da, zorlansanız da,   bütün bunlar olurken,  yene onlar kardeşlerinizdir. 

  Türkmenlerin kardeşleridir,  kardeş olarak tanınacak bu Irak’ın Küçüğü olan Irak’a benzetilen parçalanmaya hazırlıkları tamamlanmakta olan Kerkük’te!   

 

         1959 yılında Türk soy kırımı yapan Baba’nın oğlu Kerkük’ü 2003 yılında yağmaladı,  bütün resmi makamlara oturdu ve Kerkük,  yani Türkmen’ eli toprakları işgal edildi. 

         Küçük Irak Kürtlerin işgalinde;

         Büyük Irak,   ABD.  Ve Kürtlerin işgalinde;

Ey Türkmen sen yene bizi dinle,  Büyük Irak’a benzeyerek toprağını böldüğün gibi,  bölünmüş olan bu durum karşısında uysal ol,  uygar insan diyalogdan yanadır. 

 

         Türkmen varlığı ve toprağı bu yanlış politika,  milli kimlikten uzak yönlendirmeler ve yakıştırmalarla,  her gün bir az daha DİYALOGUN karanlıklarına doğru eriyerek sürükleniyor.

         Şu beklenirdi,  Kerkük’ü; parçalanmış,  işgal edilmiş,  halkı perişan,  harabe haline gelmiş,  asayişi olmayan Küçük Irak olarak benzetileneceği veya nitelendirileceği yerine,  gerçek hüviyeti ve kimliğiyle işgalden önce ve işgalden sonra nasıl ki merkezi hükümete bağlı idi ise bugünde işgal kuvvetleri yönetimi altında bulunan merkezi hükümete bağlıdır.   Bizde yani Türkiye olarak Irak’ın işgalden kurtulması,  imarı,  kalkınması ve diğer ihtiyaçlarını karşılarız ve Türk olan Kerkük ve Türkmenlerin yanında yer alırız. Densin ve Dünyaya ilan edilsin!

 

         Türkmenlerin önünde çok hızlı olarak olumsuz yönde ilerleyen konular var,  gelişen bu oluşumlar karşısında Kimlik ve Milli çıkarları doğrultusunda yeniden YOL VE AMAÇ,   bütün siyasi partilerin ortaklaşa kararı ile belirtilmelidir.  Son alınan seçim sonuçlarına aldanmamalı,  hamasi nutuklar atarak vermem etmem karşısındaki tablo ortada,  Kerkük Kürt işgali altındadır.

         Ve yarın Sayım var.

         Türkiye’deki olumsuz,  yanlı gelişmeleri göz önünde tutmalı;  Sayın Başbakanımın son Irak ziyaretlerinde Kuzey’e selam gönderdi, teşekkür etti, Sayın Cumhurbaşkanım örnek göstererek bölgeye AD koydu,  bölgenin Başbakanı ile görüştü ve uzun zamandan beri Türkmenlerin adı veya siyasi geleceği gündeme getirilmeden,  görüşmeler sürdü,  sürmektedir

  

         Bütün bunlar ne anlama gelir?  Ben bundan sonra seni tanıyorum mu demek mi istendi?

 

Yazılarımızda,  Türkiye DAR bir çerçeve içersinde ve küçük bir pencereden yalnız PKK’yı,  PKK’ a olarak görüyor,  terör diyor,   varsa yoksa PKK.   Barzani + Talabani+ DTP ve diğerlerini bunun dışında tutuyor,  Belediye Başkanları,  Askerimizi Polisimizi taşlayanlar,  yandaşlar bu çerçevede yok.

Bunların hepsi bir,  aynı amaç için çalıştıklarını açık oturumlar,  bahaneler bularak Polis taşlayanlar,   demeçler!    

         Ve PKK’nın tasfiyesi isteniyor,  kimden, Kürt Kürde bundan sonra silah çekmez diyenden,  bütün ömrünü bugünkü isteğine varmak için yüz bin yalan söyleyen kıvıran,  ayağına Yüce Milletimin Cumhurbaşkanını getirebilecek kadar kurnaz ve Türk varlığını azınlık bile saymayandan ve kendi evini koruyamayan,  etkin silahlı gücü olmayan işgal altında kukla bir hükümetten.

         PKK’ a,  Peşmerge misali ne için ne amaçla silahlanmış, zaten bunu TR- 6 açıldığı zaman dile getirdiler,  dilimizi elde ettik sıra toprağımızın adında,  sağ olsun Sayın Cumhurbaşkanım “ADI” üstü örtülü olarak verdi.

 

 PKK’nın içinde Türkiye Kürtlerinden başka Suriyeli,  İranlı ve Iraklı Kürtlerin varlığı hiç düşünülmeden bunların silah bırakmaları isteniyor,  silahı bıraktılar,  Suriyeli,  İranlı’ların nereye gideceği ve masa başında siyasi çözüm istenmesi,  umarım ve dua ederim Türkiye Irak’ın düştüğü duruma sürüklenmeden konuyu iyi düşünür, en az Bakanımız Sayın Cemil Çiçek Beyefendinin isabetli tespitleri   üzerinde ciddi olarak durulur.

 Hak vermek,  dili tanımak,  bölgeyi kalkındırmak,  bahane,  istedikleri Sevr’de açık olarak ve Kürt Federe oluşumun Anayasasının ön sözünde yazılandır. 

Kerkük’ü içine alan,  Türk varlığını yok sayan Büyük ……. Dır!

         

                                          VE

 

         Türkiye nerede yanlış yaptı.  1991- 2003 yılları arasında,  suni olarak yaratılan Güvenli Bölgenin korunmasında,  her Altı Ayda bir Çekiç Güç kuvvetlerinin Türkiye üzerinden Güvenli Bölgenin korunması için süre uzatılmasında ABD’nin isteği doğrultusunda kendi milli ve toprak bütünlüğünü düşünülmeme politikası.

    

  Bugün Kürtlerin hâkimiyeti altında,  Federe yapı içersinde yönetilen bölgenin korunması,  kalkındırılması,  mevcut olan Peşmergenin eğitilmesi, silahlandırılması ve Sayın Cumhurbaşkanımın Irak’ı ziyaretlerinden sonra Talabani’nin “ Kürtler kendilerini koruyacak güçtedir” demsi, silahlı güce sahip olduklarını göstermektedir.  Bu bölge Türkiye’nin ciddi yardımı ile Irak denilen coğrafya den ayrılmış oldu ve Irak parçalandı,  İşte Kerkük bu parçalara ayrılmış olana benzetilmiş,   Neden?

 

Peki; nasıl oluyor Türkiye bugün Irak’ın Siyasi ve Toprak bütünlüğünü istiyor,  Irak politikasın da bunun üzerinden yürütüyor.  Ve Türkmenleri bu yönde, parçalara ayrılmış olan Irak’ın küçüğü, “ Küçük Irak” a benzeterek yönlendiriyor. 

Dün bölünmesine yardım ettin,  bugün birliğini istiyorsun!

Yanlış nerede? 

Dün Türkmen-Eli topraklarını Bağdat Hükümetinin ( Saddam) insafına bırakan ve İncirlikten kalkan uçaklarla Bağdat Hükümetinden ( Irak’tan) ayrılması için her çeşit yardım ve desteği veren koruyan kalkındıran Türkiye,  bugün toprak ve siyasi bütünlükten yana tavır alması,  çelişkili politika değil de nedir.  Irak halkına “ hangi Irak, Kürtlerin içinde bulunmadığı Irak mı?” ayni mesafedeyiz diyen Türkiye siyaseti!

Evet; Yanlış nerede?

Bu bence Türkiye’nin başını çok ağrıtacak,  gayri milli ve çelişkili,  içeriği saklı, yürütülen politika içersinde Kerkük Türkünün yeri nerededir?  Nedir?

Belli değil.  Efendilik ve Demokrasi içersinde hakların istenmesi,  Hangi Demokrasi ve Hangi hak,  Siyasi hak mı,  yoksa karışık ve ümmetçiliğin ağır bastığı eğitimi mi?    

Türkmenler bir an önce bu sorunun cevabını vermeli,  bulmalı,  birlik içersinde çıkış yollarını bulmalı.

Kürtlere hizmeti her şeyin önünde tutan,  dönek Talabani’yle sarmaş dolaş kucaklaşmalarını bir yana bırakıp,  ağlayan, DAD eden,  kendi IRKININ feryadına,  milli çıkarlarımızın,  kimliğimizin korunmasını ve Orta Doğu’nun ANAHTARI,  Anadolu’muzun Güvenlik teminatı olan KERKÜ’Ü,  Türkmen-Elini var gücüyle korunmalı,  kalkındırılmalı,  güçlendirilmelidir.  Türkiye,  bugünkü siyasi sınırlarımızın,  toprak bütünlüğümüzün korunması bakımından hayati önem taşıyan Kerkük’ü,   kimliği ile korumalıdır ve buna mecburdur.

 

         Türklüğü önde tutan ve savunan İTC’ Yİ tek kuruluş haline getirmeli ve onu öyle görmeli.  Seçim yapıldı sonuçlar ortada,  abartılarak veya ağır eleştiriler getirip suçlamaların yarardan çok milli kimliği zedeler.  Telafer ve Tuzda elde edilen başarı çok anlam taşır.   Önümüzde SAYIM var,  hazırlıklı olunmalı.  Bütün ağırlık buna verilmeli.  Türkmen-Eli Televizyona büyük görev düşmekte,  programları Milli ağırlıklı ve ideolojik olmalı. 

 

         Kerkük Türklüğün simgesi,  kalbidir,  Telaferden-  Mendeliye kadar,  Türkmen- Elinde yaşayan Türklerin Simgesidir,  olsa,  olsa parçalanmış Irak’ın küçüğü değil, ulu şehitlerinin yattığı Büyük Türk Toprağı olur.  ŞANIN BU YAKIŞIR.

 

                                                                                                             

 

                         


 Yayın Tarihi 08.04.2009 / 40 Defa Okunmuştur

  
Yazdır Facebook

Perşembe, 31.07.2014
 
 
 
Irak Türkmen Cephesi içerisinde kurultayı mı yoksa reform mu yapılsın


 

 

© Dünya Türk Gençleri Birliği 2007