Pazartesi , 14 Ekim 2019
Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net
Anasayfa / Haberler / Asrın Antlaşması

Asrın Antlaşması

Asrın Antlaşması 

Ramiya Mammadova*

Azerbaycan’ın başarısı ya da yeniden doğuşu Bu yüzyılın anlaşmasının gerçekliği, Azerbaycan’ın başını belada olduğu bir zamanda Tanrı’nın bir nimeti olarak görülmesi gerektiğidir. Azerbaycan’ın devleti ve halkı kendi ayakları üzerinde durup yaşamak için çaba harcamakta, düşmanlarına karşı savaşmakta, onları ele geçirilen devletten, dünyanın hegemonik devletlerinin tanıdığı bir devlete dönüşmekte ve kendini kurtarmağa çalışan politik uygulamaları destekleyen Yüzyıl Antlaşması’nın üzerinden bugün 25 yıl geçti.

Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle Azerbaycan, hem askeri hem de ekonomik baskıyla karşı karşıya kaldı. Azerbaycan bir taraftan özgürlük uğrunda mücadele vermekte, aynı zamanda açlıkla sasvaşmaktaydı. Peşpeşe süregelen süreçler Azerbaycan’ı daha ümitsiz şekillerde izledi. Bir yandan Cumhuriyet’in paniği, bir yandan da topraklarımızın Ermenilerce istilası vardı ve yeni seçilen cumhurbaşkanı Elçibey de bu konuları ele almak için büyük çalışmalar yapmaktaydı. Değişen bütçe, batan ekonomide sıfırlanma sorunlarının giderilmesi ve halkın refahını iyileştirme çabaları öncelikli hedef olmaya devam ediyordu. Doğanın Azerbaycan’a verdiği kaynakları kullanmamak aptallık olurdu.

Elçibey ayrıca bu olguyu ulusun yararı için kullanmayı da amaçlıyordu. Bu amaçla Uluslararası Petrol Sözleşmeleri Petrol Konsorsiyumu kuruldu ve yabancı şirketlerle sözleşmelerin imzalanması ve tamamlanması çabaları hızlandırıldı, ekonomik durgunluk bir süre durdu ve bu durgunluğu büyüme izlemeye başladı. Ancak, 1993 yazından bu yana, iktidar arasındaki boşluk derinleşti ve cumhurbaşkanı, Elchibey hükümetinin bu durumla başa çıkamayacağının farkına varınca, Nahçıvan’da yaşayan Azerbaycan’ın Ulusal lideri Haydar Aliyev’i Bakü’ye davet etti. Haydar Aliyev’in Bakü’ye gelmesi, Azerbaycan’a yeni bir hayat ve yeni bir soluk getirdi. 1993’te iktidara gelen Büyük Lider’in politikası, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’nde, Hazar’ın en büyük petrol şirketlerinin dikkatini Hazar Denizi’ne çekti ve uluslararası bir anlaşmanın hazırlanması ve imzalanması için elverişli koşullar yarattı. Politikalardan memnun olmayan yakın komşular ve uluslararası çevrelerle Hazar Denizi’nin sorunlarını genişletip ele alarak, “Asrın Antlaşması”, bölgedeki herkes için eşit işbirliği ve ortaklık koşullarının yaratılmasına yol açtı. 20 Eylül 1994’te, ‘‘Asrın Antlaşması’’ imzalandı ve Mart ayında Parlamento tarafından onaylandı.

Bu anlaşmanın başlatılması Azerbaycan’ın canlanmasına ve ulusun refahına yol açtı. Yabancı firmalarla imzalanan petrol sözleşmesi, hem petrol hem de petrol dışı sanayinin, petrol rafinaj ve çıkarma işlemlerinde yeni teknolojilerin önünü açtı. Yıllar geçtikçe, “Asrın Sözleşmesi” yeni aşamalara girdi ve 1996’da Şah Deniz alanı 1997 yılında Çırag platformundan petrol çıkarmaya başladı. 1998 yılında Bakü-Novorossiysk boru hattıyla Karadeniz üzerinden petrol ihracatı başladı. Bakü-Supsa petrol boru hattı 1999’da, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı 2002 yılında, daha sonra Bakü-Tiflis-Erzurum gaz boru hattı, 2001’de TANAP ve peşinden TAP ile Avrupa’ya gaz temini başladı. Bu nedenle, “Asrın Antlaşması”, Azerbaycan Devletinin hem ana gelir kaynağına hem de petrol dışı sektörün petrol gelirlerinden gelişmesine ve ülkenin askeri, politik, ekonomik ve askeri faktörüne dayalı olarak ekonomisini geliştirmesine neden olmuştur. Azerbaycan’ın gücü ve kaynakları arttıkça, arkadaşlarını ve düşmanlarını çoğaltmaya devam etti. Ülkemizi dikkate almayan ve güçlenmesinden korkan yakın ve uzak ülkeler, Azerbaycan’ı farklı şekillerde etkilemekten çekinmektedirler. Dağlık Karabağ sorunu ne yazık ki, yakın komşularımızın desteğiyle Azerbaycan’ın gelişmesini ve güçlendirilmesini engelliyor.

Bu nedenle Azerbaycan’ın ve milletinin büyümesini istemeyen güçler, demokratikleşmiş devletler XXI yüzyılda Hocalı soykırımı konusunda susmaya devam ediyorlar. Ancak Azerbaycan’ın yıllar içinde yaşadığı zulüm ve ıstırabın yanı sıra ulusunun azim ve gücü, kendi milliyetçiliği için izlediği politika ve bölgede gösterdiği saygınlık ve güç bizi tekrar düşündürüyor.

 

*Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Siyaset Bilimcisi

Print Friendly, PDF & Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir