Tüm yazıları Prof. Dr. İsa Kayacan

KERKÜK ŞAİRLERİ

KERKÜK ŞAİRLERİ

Prof. Dr. İsa Kayacan

Kitapların sayfaları arasında gezerken artık bazı önemli noktalar üzerinde duracağım, daha doğrusu kitaplardan söz ederken eskisi gibi her kitap için bir yazı bir makale yazmayacağım, özellikle 2007 başından itibaren. Ama elimde bulunan kitap gibi kitaplar gibi, ciddiyet arz eden kalıcılık ağırlıklı olanlar hariç demek istediğimi de kaydetmek istiyorum.

KERKÜK ŞAİRLERİ

Şemsettin Küzeci Kerkük’ün, Türkmenlerin önemli bir sesi. Türkmenler arasında oralarda neler olup-bitiyor hep ondan haberdar oluyoruz. Gözü orada, gönlü oradakiler için duygularla dolu, kalbi oradakiler için atıyor.

Yenilerde 624 sayfalık bir kitabı yayınlandı antoloji görünümlü, içerikli. Kitap, Türkiye Kamu-Sen tarafından bastırılmış. Kamu-Sen yöneticilerini de burada kutluyorum.

Kerkük Şairleri adının taşıyıcısı olan kitabın iç kapağında “Irak Türkmen Şairleri, Cilt–1”, açıklaması da var. Yani bu kitabın 2 nci cildi de yolda demek oluyor.

Merkezi Azerbaycan’da bulunan Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği ‘nin yayını olarak da görebileceğimiz “Kerkük Şairleri” Antolojisi, tarihe düşülen önemli notlarla bilgilerle dolu.

 

SAYFALARA ŞÖYLE BAKIYORUZ

 

Evet, sayfalara şöyle bakıyoruz. Gördüklerimizden: İlk sayfalardan birinde yazar hakkında gazeteci araştırmacı-yazar Şemsettin Küzeci hakkında detaylı bilgi veriliyor. Şemsettin Küzeci’nin 9 ncu kitabı elimizdeki.

Sunuşu Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız’a ait. Akyıldız sunuşunun bir yerinde; “Türkiye Kamu-Sen olarak Türkün öz kültürünü tarihini sanatını edebiyatını desteklemeyi ve geliştirmeyi bir borç bildiklerinden” söz ediyor.

Giriş bölümü yedi sayfayla Şemsettin Küzeci imzasının taşıyıcısı. Küzeci, uzunca anlattıkları ifade ettikleri arasında daha doğrusu girişin hemen başında; “Irak Türkmen edebiyatıyla ilgili olarak bugüne kadar ne Irak’ta ne Türkiye’de ne de başka bir ülkede geniş çaplı bir araştırmanın yayınlanmadığını üzülerek tespit etmiş bulunuyoruz” diyor ve doğru söylüyor.

Antoloji içerisinde 70 Kerküklü şairin, imza sahibinin isimleri fotoğrafları doğum tarihleri, (vefat etmişse tarihleri) verildikten sonra hemen fotoğraf altındaki sayfaya şairin şiirlerinden birer dörtlük yerleştirilmiş. Sonraki sayfada, sayfalarda şairin biyografisi yayınlanmış eserlerinin sıralanışı karşımıza çıkıyor, çıkarılıyor. Ortalama sekiz-on sayfaya serpiştirilen şiirleriyle de dikkat çekiyor bu şairlerimiz, Kerküklü şair kardeşlerimiz.

Antoloji içerisinde yeralan şairlerimizden Kerküklü şairlerden bazılarının isimlerini şöyle sıralıyoruz efendim. Buyrun: Hasan Görem, Kahtan Hürmüzlü, Mahir Nakip, Mehmet Kasapoğlu, Mehmet Şahin, Nefi Demirci, Nesrin Erbil, Salah Nevres, Seyfettin Biravcı, Suphi Saatçi, Şemsettin Küzeci, Şemsettin Türkmenoğlu, Yılmaz İzzettin Abdi Bayatlı. Bunlar göz ucuyla yaptığım sıralama, aldığımız isim ve imzalar. Şimdi Antolojinin 546 ve 555’nci sayfalarında yer alan Seyfettin Biravcı’nın 550’nci sayfada yer alan “Akıncı” başlıklı şiirinden bir dörtlük nakledelim efendim.

 

Ben Türkmen’im, akıncıyım, gaziyim

Şimşek gibi ufuklarda çakarım,

Emir gelse ölüme de razıyım

Kükreyerek alçakları yakarım

 

ŞEMSETTİN KÜZECİ’NİN HOYRATLARIM KİTABI

ŞEMSETTİN KÜZECİ’NİN HOYRATLARIM KİTABI

                                                                                     İSA KAYACAN

 Merkezi Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan, Vektör Neşirlerevi, birbiri ardına yayınladığı kitaplarıyla, dikkat çekmeye ve göz doldurmaya devam ediyor.

Yenilerde yeni yayınlar geldi bu Neşirlerevi’den. Bu kuruluşun Başkanı Prof. Dr. Elçin İskenderzade, ciddi çalışmalarıyla ortaya çıkarılan, gün yüzü gören yayınların her alanında, imzası, emeği bulunan bir bilim adamı. Öncelikle kutluyoruz.

Elimizdeki kitabın adı:

Hoyratlarım. İmza Sahibi, şairi, Türkiye’den, Kerkük’lü dostumuz Şemsettin Küzeci. 82 sayfalık kitabın, şekillenmesinde emeği geçenler, imzalar: Elçin İskenderzade, Şöhret Nadiroğlu, Regif Esgerov, Aydan Elçin, Erstun Şamiloğu, Oktay Hacımusalı, Terane Musayeva.

“Irak Türkmen Şairlerinin bir çoğunun edebiyata gelişi, halk şiirimizin bir türü olan hoyrat yazmakla başlamıştır. Türkmen’in feryadını hoyrat hoyrat seslendirilir, dağ daş inletilir” deniyor. 12nci sayfada başlayan hoyratlardan:

Almadan

Yaman guşa alma den,

Yar gelsin bir diş vursun,

Diş vurduğum almadan…

 

Almanı

Al dörde böl almanı,

Men derem sevda olsun,

Yar deyir ki al meni…

Biz, Şemsettin Küzeci dostumuzun kaleme aldığı her konu üzerinde, edebiyatımızın her türlü üzerinde başarılı olduğunu yakinen biliyoruz. Bu kitapta da belirtmeye çalıştığımızı gerçeklerle karşılaşıyoruz.

1990 yılında Bağdat’ta yazılan bir şiir, anlatım:

İstesen

Ağlar meni

İstesen de

Güldür

Yurdumu

Sevdiğime göre

Yurdumda meni

Öldür…

Şemsettin Küzeci’nin anlatım ustalığı hemen görülüyor değil mi efendim?

Şemsettin Küzeci 1965 yılında Kerkük’ün Musalla mahallesinde doğdu. Musul Üniversitesi Beden Terbiyesi Fakültesinden mezun oldu. Türkiye’de (Ankara’da) yaşayan Şemsettin Küzeci, aynı zamanda gazeteci-yazar ve araştırmacıdır.

                                                                                 Prof. Dr. İsa Kayacan

Belde gazetesi, 2 Aralık 2004

IRAK-KERKÜK TÜRK EDEBİYATI DÜNYASINDAN

IRAK-KERKÜK TÜRK EDEBİYATI DÜNYASINDAN

Prof. Dr. İsa Kayacan

 Kültür Bakanlığı’nca 1997 yılında yayınlanan (1896–32); “Başlangıcından Günümüze kadar, Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi”nin 6’ncı cildinin, “Irak (Kerkük) Sözlü Halk Edebiyatı” bölümünden değerlendirmelerimiz arasında aldıklarımızdan:

Esad Naib: 1900’de Kerkük’te doğdu. Tanınmış Naib ailesine mensuptur. Asıl adı Esad Necdet’tir. Babası Hüseyin Efendi, dedesi Sid Efendi’dir. İlk tahsilinin mahalle mektebinde gördü. 1909’da Rüşdiye mektebine yazıldı. Burayı tamamladıktan sonra idadi(lise) mektebine geçti. Bu okulun son sınıfında edebiyat kolunu seçti. Birinci Dünya Savaşı’nın Kerkük yöresinde kızışması üzerine, 1917’de okulları kapatıldı. 1921’de öğretmenlik mesleğine başladı. Bu görevini 42 yıldan fazla sürdüren şair, Temmuz 1963’te emekliye ayrıldı. Daha sonra Bağdat’a yerleşti. 20 Mart 1992’de Bağdat’ta vefat etti ve cenazesi Kerkük’teki aile mezarlığında toprağa verildi.

Edebiyatla ilgisi öğrencilik yıllarında başlayan Esad Naib, Irak Türkmen edebiyatında yirminci yüzyılda yetişen en güçlü ve en verimli şairlerden biridir. Türkçeye hâkimiyeti, konulara ince ve hisli yaklaşımı, şiirlerini, insanı bir çırpıda sarıveren sıcaklığa sahip kılmıştır. Duygulu ve içli dünyası, hayatın ve insanların iyi yanlarını görmeye çalışması ve tabiat güzelliklerini tasvir etmekte gösterdiği başarı, kendine has şiir dilimi ortaya çıkarmıştır. Bu bakımdan lirik ve pastoral özelliği ile Iraklı Türkmen şairleri arasında ilgi çekmiştir.

Nitekim şiirlerinde acı ve üzüntü bile güzelleşmiş ve insana yaşama sevinci veren tabiat güzelliklerini büyük bir ustalıkla işlemiştir.

Başlangıçta divan edebiyatına bağlı olan şair, daha sonra şiir dilini ve anlayışını yenilemiş ve sadeleşme hareketine katılmıştır. En çok hece veznini benimseyen E. Naib, halk nazım türlerine ilgi duymuştur. Nesirde de başarı gösteren E. Naib, tatlı sohbetleri ile de edebiyat meclislerinin çok sevilen popüler bir şahsiyeti idi. Şiir ve yazılarını ilk olarak Necme, daha sonra Kerkük, Afak, Beşir ve Kardaşlık gibi gazete ve mecmualarda yayımlamıştır.

Eserleri:

Kerkük Nükteleri, Bağdat, 1973

Zamanın Eli, Bağdat, 1985

Yapraklar, Bağdat, 1986.

Mustafa Gökkaya: 1910’da Kerkük’ün Bulak Mahallesi’nde doğdu. Küçük yaştan, taş ocağı sahibi olan babası Samed Kayacı’nın yanında çalıştı. Ekonomik sıkıntılardan dolayı okula gidemedi. Ancak okuma ve yazmayı kendi kendine öğrendi. Uzun yıllar baba mesleği olan taşçılığı sürdürdü. Yaşlılık döneminde bir süre işsiz kaldı. Daha sonra kırtasiye dükkanı açarak, geçimini sağladı. Ömrünün tamamını Kerkük’te geçirdi ve 18 Mart 1983’te hayata gözlerini yumdu.

M.Gökkaya, tam anlamıyla halk şairi sayılan ve kendine özgü üslubu ile çığır açan bir isimdir. Çocukluğundan beri Kerkük’ün kahvelerinde okunan destan kitaplarını dinleyerek etkilenmiş ve halk edebiyatına karşı büyük ilgi duymuştur. Böylece halk nazım türlerine benzer şiir yazma merakına kapılmıştır, önceleri Kerkük hoyratları biçiminde örnekler vermiş, daha sonra milli, sosyal, didaktik mizahi taşlama şiirleri yazmıştır. Ancak 14 Temmuz 1959 tarihinde vuku’bulan Kerkük Katliamı, şairi derinden etkilemiş ve bu konuda lirik örnekler vermiştir. Şiirde ilk defa halk ağzını kullanarak bir ekol yaratmış ve Irak Türkmen edebiyatında görülen bu yeni şiir dilinin kullanılması yolunda genç kuşakları cesaretlendirmiştir.

Güçlü bir mizah diline sahip olan Gökkaya, Kerkük’ün eski fıkraları ile halk hikâyelerini çok akıcı ve çekici bir anlatımda şiirleştirmiştir. Şairin büyük başarı sağlamasının ve şiirlerinin halk tarafından tutulmasının temelinde, Kerkük halk edebiyatını, folklorunu ve halkın konuşma dilini çok iyi bilmesi yatmaktadır. Yedi heceli mani tarzında yazdığı hoyrat ve şiirlerini en çok Beşir gazetesi ile Kardaşlık dergisinde yayımlamıştır.

Eserleri:

  1. Yaralı Kerkük, Bağdat,1963
  2. Kozağ, Kerkük, 1968

Kerkük Soykırımları

Kerkük Soykırımları

Prof. Dr. İsa KAYACAN

Araştırmaya dayalı yayın ve kitapların bilgi ve belge zenginliği, ciddiyeti içinde olması gerekiyor. Konuyla yakından ilgili araştırmacılar-yazarlarca ortaya konulması gerekiyor bu yayınların.

Şemsettin Küzeci, araştırmacı-yazar, gazeteci, şair, Kerkük doğumlu. Kerkük ve çevresinde uzun süre yaşadı. Türkiye’deki yaşantısında da Irak-Kerkük fotoğrafını-görüntüsünü sıklıkla hissettik, gördük, görmeye devam ediyoruz.

Ankara’da TEKNOED yayınlarının ilki-birincisi olraka bir kitabı yayınladı Şemsettin Küzeci’nin “Kerkük Soykırımları” adıyla. 488 sayfa ile Nisan 2004’de okurlarıyla-araştırmacılarla buluşan kitap, gelecek için, Kerkük konusuyla-sorunlarıyla ilgilenenler için ciddi bir araştırma özelliği taşıyor.

Önsöz ve sunuş (başlarken) yazıları Dr. Nefi Demirci ve Şemsettin Küzeci’nin. Dört bölümden meydana geliyor kitap. İlk bölümde Irak Türklerinin uğradığı katliamlar sıralanıyor. Örneğin 1920 yılındaki Kaçakaç Katliamı: Telafer, sonra Levi Katliamı: Kerkük 1924, şeklinde sıralanıyor. Katliamların ardı arkası kesilmemiş. Yine 16 Ocak 1980 tarihindeki Türkmen liderlerinin katliamları hatırlatılanlardan olarak karşımıza çıkıyor.

İkinci bölümde Körfez krizi sonrası katliamlar, Üçüncü bölümde Saddam sonrası katliamlar, Dördüncü bölümde kültür soykırımları anlatılıyor, uzun uzadıya, detaylı olarak.

Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Dr. Nefi Demirci, önsözünün bir yerinde: “Şemsettin Küzeci, öz toprağı içersinde bir toplumun bu hallere nasıl, niçin geldiğini, düştüğünü, gözler önüne sermekte büyük bir hizmet ifa etmiştir.” Diyor.

Şemsettin Küzeci, başlarken başlığı altındaki satırlarının bazılarında ise, “Irak Türklerinin uğradığı soykırımları, bir kitap haline getirip, değerli okurlarıma sunmaktan mutlu olacağıma inanıyorum.” Diyor efendim.

Kerkük Soykırımları, adlı kitabın sayfalarında sıklıkla fotoğraflar, belge niteliği taşıyan görüntüler, değişik şairlerin şiirlerinden yer yer seçmeler, anlatılan konuların bütünleşmesi olarak görülen şiirler, kitap sayfalarında dikkat çekiyor, inandırıcılık belgeselliğini doğruluyor, kanıtlıyor. Yine sayfalarda görüyoruz ki, yıllar itibariyle katledilenlerin, şehit olanların genel tablolar üzerindeki, içerisindeki değerlendirmeleri de düşünce derinliğimizi ortaya koyuyor, zorluyor. Şehitlerin sıralaması, isimleri, meslekleri, şehit oldukları yer ve tarihleri, katliamların boyutlarının büyüklüğünü tekrar tekrar gözlerimizin önüne seriyor.

Kitabın arka kapağında, Şemsettin Küzeci’nin “Suçum Türk Olmaktır” başlıklı şiiri var. Bir dörtlüğü:

—Özgürlüğe katıldım,

Zindanlara atıldım,

Köle gibi satıldım,

Tek suçum Türk olmaktır…

 

 

 

Kerkük’lü Şair Sadun Köprülü’nün Yıllanmış Çileleri

Kerkük’lü Şair Sadun Köprülü’nün Yıllanmış Çileleri

 Prof. Dr. İsa KAYACAN

Zaman içinde, Kerkük kaynaklı, çıkışlı yayınların bize ulaşması, ulaştırılması. Bu konudaki görevlerin yerine getiricilerin başında gelen tek isim ve imza Şemsettin Küzeci’nin oluşu, tekrarlaya geldiğim gerçeklerden.

16 Ekim 2006 tarihinde, “Sevgili kan kardeşim Prof. Dr. İsa Kayacan’a sevgilerimle saygılarımla, kitabı sunuyorum” diye imzalayan Sadun Köprülü’nün geçtiğimiz yıllarda günyüzü görmüş bir kitabı.

128 sayfayla, Irak Türkmen Cephesi Kültür Yayınları arasında, “Yıllanmış Çileler” adıyla, şiir ve hoyratlardan meydana gelen bir görünümle okurlarıyla, sanat ve edebiyatseverlerle buluşmuş, buluşturulmuştur.

Erbil’de yayınlandığı anlaşılıyor kitabın. ITC Kültür Müdürü Taife Kasapoğlu imzasıyla bir önsöz var 3ncü sayfada. Sayın Kasapoğlu önsözünün bir yerinde;

“Sadun Köprülü, hayatının en güzel yıllarını dört duvar arasında karanlık zifiri basmış odalarda çürüttü ve gençliğinin en sıcak taze yıllarını Türkmen meşru davası yoluna kurban verdi. Elimizde bulunan bu şiir kitabı, hep çektiği acı, işkence ve özlemli göstermektedir” deniyor.

Bu cümleler bile, şairimizin Irak’ta ki Türklerin, Türkmenlerin davası içerisindeki yerini göstermesi bakımından yerli olmalıdır diye düşünüyorum.

Kitap içindeki şiirler, başlıklarıyla bile duygu zenginliği, mesaj verme getirme bakımından önem taşıyor. Sayfa 4’te başlayan, “Kerkük’ü baş koymak” adlı, başlıklı şiirden bir bölüm, ilk bölüm efendim. Buyurun:

Mezarda taş koymuşam,

Göz üste kaş koymuşam,

Türk’ten ayrılan günden,

Gözlerde yaş koymuşam,

Milletle toprak için,

Kerkük’e baş koymuşam

Dikkat ettiniz mi: Mısraların şekillenmesi, kelime yapısı ne kadar güçlü. Önce yaşayan, sonra duyan, arkasından düşüncelerini, şekillenmiş düşüncelerini mısralara döken Sadun Köprülü’lerin sayısı fazla olmasa gerek!..

Kerkük Türklük duygusu şiirler, annelere hiataben kaleme alınanlar, çocuklar, okuma sevgisi, şehitlerimizin hüzün veren hatırlanışları, Kerkük’teki kara Temmuzlar, Milli duygulu şiirlerin hepsi Türklük duygu zenginliğine doğru koşuyor, Sadun Osman Köprülü kalemiyle bizimle kucaklaşıyor efendim. Sayfa 97’deki “Gönül Sevgisi Kerkük” başlıklı şiirden:

Sevgisi yüreğimde yıllar yaşayıp duran,

Fer narin güzelliğin aydın şiirin Kerkük,

Gönüller arasında köprüler evler kuran,

Sen süslü gelin gibi gözüme görün Kerkük

Kitabın kapağında “Sadun Köprülü”, iç kapakta “Köprülü” TaifeKasapoğlu’nun önsözünde “Köprülü” ama arka kapakta “Sadun Osman Köprülü.Tebriklerimi sunuyorum efendim.

Sadun Köprülü:1957 yılında Kerkük’e bağlı Altunköprü kasabasında dünyaya geldi. İlk şiiri 1969 yılında Kardaşlık dergisinde yayınlandı. Lise ve üniversite tahsilini Bağdat’ta tamamladı. Hukuk Fakültesini bitirir bitirmez Avukatlığıa başladı. İşe başlamasından bir hafta sonra Türkçülük suçlamasından tutuklandı ve 17 yıl hapis yattı.

 

 

KERKÜK’LÜ ŞAİR SADUN KÖPRÜLÜ’NÜN YILLANMIŞ ÇİLELERİ

KERKÜK’LÜ ŞAİR SADUN KÖPRÜLÜ’NÜN YILLANMIŞ ÇİLELERİ

Prof. Dr. İsa Kayacan

 

Zaman içinde, Kerkük kaynaklı, çıkışlı yayınların bize ulaşması, ulaştırılması. Bu konudaki görevlerin yerine getiricilerin başında gelen tek isim ve imza Şemsettin Küzeci’nin oluşu, tekrarlaya geldiğim gerçeklerden.

16 Ekim 2006 tarihinde, “Sevgili kan kardeşim Prof. Dr. İsa Kayacan’a sevgilerimle saygılarımla, kitabı sunuyorum” diye imzalayan Sadun Köprülü’nün geçtiğimiz yıllarda günyüzü görmüş bir kitabı.

128 sayfayla, Irak Türkmen Cephesi Kültür Yayınları arasında, “Yıllanmış Çileler” adıyla, şiir ve hoyratlardan meydana gelen bir görünümle okurlarıyla, sanat ve edebiyatseverlerle buluşmuş, buluşturulmuştur.

Erbil’de yayınlandığı anlaşılıyor kitabın. ITC Kültür Müdürü Taife Kasapoğlu imzasıyla bir önsöz var 3 ncü sayfada. Sayın Kasapoğlu önsözünün bir yerinde;

“Sadun Köprülü, hayatının en güzel yıllarını dört duvar arasında karanlık zifiri basmış odalarda çürüttü ve gençliğinin en sıcak taze yıllarını Türkmen meşru davası yoluna kurban verdi. Elinizde bulunan bu şiir kitabı, hep çektiği acı, işkence ve özlemli günleri göstermektedir” deniyor.

Bu cümleler bile, şairimizin Irak’ta ki Türklerin, Türkmenlerin davası içerisindeki yerini göstermesi bakımından yerli olmalıdır diye düşünüyorum.

Kitap içindeki şiirler, başlıklarıyla bile duygu zenginliği, mesaj verme getirme bakımından önem taşıyor. Sayfa 4’te başlayan, “Kerkük’ü baş koymak” adlı, başlıklı şiirden bir bölüm, ilk bölüm efendim. Buyurun:

Mezarda taş koymuşam,

Göz üste kaş koymuşam,

Türk’ten ayrılan günden,

Gözlerde yaş koymuşam,

Milletle toprak için,

Kerkük’e baş koymuşam

Dikkat ettiniz mi: Mısraların şekillenmesi, kelime yapısı ne kadar güçlü. Önce yaşayan, sonra duyan, arkasından düşüncelerini, şekillenmiş düşüncelerini mısralara döken Sadun Köprülü’lerin sayısı fazla olmasa gerek!..

Kerkük Türklük duygusu şiirler, annelere hiataben kaleme alınanlar, çocuklar, okuma sevgisi, şehitlerimizin hüzün veren hatırlanışları, Kerkük’teki kara Temmuzlar, Milli duygulu şiirlerin hepsi Türklük duygu zenginliğine doğru koşuyor, Sadun Osman Köprülü kalemiyle bizimle kucaklaşıyor efendim. Sayfa 97’deki “Gönül Sevgisi Kerkük” başlıklı şiirden:

Sevgisi yüreğimde yıllar yaşayıp duran,

Fer narin güzelliğin aydın şiirin Kerkük,

Gönüller arasında köprüler evler kuran,

Sen süslü gelin gibi gözüme görün Kerkük

Kitabın kapağında “Sadun Köprülü”, iç kapakta “Köprülü” Taife Kasapoğlu’nun önsözünde “Köprülü” ama arka kapakta “Sadun Osman Köprülü.Tebriklerimi sunuyorum efendim.

Sadun Köprülü:1957 yılında Kerkük’e bağlı Altunköprü kasabasında dünyaya geldi. İlk şiiri 1969 yılında Kardaşlık dergisinde yayınlandı. Lise ve üniversite tahsilini Bağdat’ta tamamladı. Hukuk Fakültesini bitirir bitirmez Avukatlığıa başladı. İşe başlamasından bir hafta sonra Türkçülük suçlamasından tutuklandı ve 17 yıl hapis yattı.

IRAK’TA TÜRK YAYINCILIĞI

 

IRAK’TA TÜRK YAYINCILIĞI

Prof. Dr. İsa Kayacan

 

Irak’la ilgili her gelişme, daha doğrusu bu ülkeyle, bu ülkede yaşayan Türkmenlerle ilgili her haber beni ilgilendiriyor.

Merkezi Ankara’da bulunan, Avrasya Yazarlar Birliğiyle, Milli Kütüphane Başkanlığının ortaklaşa düzenlediği, “Irak’ta Türkmen Edebiyatı” konulu toplantı, 9 Şubat 2008 tarihinde Milli Kütüphane Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Ala-el Tayyar Mahshid Ghaznami, Prof. Dr. A. Biran Ervilasun K. Fahir Genç Lütfi Şehsuvaroğlu ve pek çok davetlinin katıldığı, Zeynep Köşker’in sunduğu toplantı, Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar ve Avrasya Yazarlar Birliği Başkan yardımcısı Ali Akbaş’ın konuşmalarıyla açıldı. Protokol konuşmaları çerçevesinde, Türkmeneli Vakfı Başkanı Fatih Türkcan, Irak Cumhurbaşkanlığı Divanı Müşteşarı Dr. Muzaffer Arslan, Irak’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Ateşesi Abdullah Tütüncü birer konuşma yaptılar. Şükran belgeleriyle, plaketler verildi.

Kerkük’ten konuk olarak gelen Araştırmacı-Yazar Faruk Faik Köprülü, Ankara’dan Gazeteci-Yazar Şemsettin Küzeci, yine Ankara’dan Araştırmacı-Yazar Dr. Mustafa Ziya, Türkmen edebiyatıyla ilgili tesbitlerini, görüşlerini ortaya koydular. Şemsettin Küzeci “Irak’ta Türk Yayıncılığı” konulu konuşmasında, Irak’ta yayınlanan ilk gazeteden başlayarak dönemler itibariyle genel bir değerlendirme yaptı ve bilgisayar çıkışlı görüşlerini görüntülerle ortaya koydu.

 ŞEMSETTİN KÜZECİ

O bir gazeteci-yazar, araştırmacı, eğitimci, TV program yapımcısı ve sunucusu. Medya iletişim alanındaki bilgi ve tecrübeleriyle göz dolduruyor, dikkat çekiyor. Türkmenlerin sorunlarıyla içiçe yaşayan, çözüm yollarının bulunması için gayret gösteren, sarfeden bir kalem erbabı.

IRAK’TA TÜRK YAYINCILIĞI

Şemsettin Küzeci’nin anlatımına göre; Irak’ta ilk gazete 1869 yıllında Mithat Paşa’nın Bağdat’a Vali olarak atanmasıyla yayınlanmaya başlıyor. Bazı kaynaklar, Irak’ta ilk gazetenin Zevra değil, Jurnal Irak gazetesi olduğunu yazıyor. Ama bu yayınla ilgili fazla bilgi yok. Sonra, Musul’da ‘Nemce’ gazetesinden söz ediliyor.

15 Haziran 1869 tarihi, Osmanlı döneminde Irak Basın tarihinin başlangıcı. Aynı zamanda ‘Basın Bayramı’. Zerva gazetesi 48 yıl yayınlanıyor. Son sayısı 11 Mart 1917 tarihini taşıyor.

24 Şubat 1911 tarihinde Kerkük’te yayınlanan ‘Havadis’ Gazetesinin Basra vilayetinde yayını başlatılıyor. Osmanlı döneminde Basra’da toplam 12 ayrı gazete yayınlandığı görülüyor. Sonra:

— Tezhip, Seda el, Yeni Feyz, Basratul Feyha, El Basriye gazeteleri. Osmanlı döneminde 1869–1917 yılları arasında Irak’ta 51 gazete, 11 derginin yayınlandığı görülüyor. Irak’ta ilk radyo 22 Mart 1932 tarihinde yayınına başlıyor.