Büyük Türkmen Şairi Ali Marufoğlu Hakka Yürüdü

Büyük Türkmen Şairi Ali Marufoğlu Hakka Yürüdü

Necat Kevseroğlu

Türkmen kültür tarihinin parlak sayfalarında geniş yer alan, Türkmenelinin zengin kültür merkezinden sayılan Tuzhurmatu ilçesinde yetişen, çok yönlü, görkemli edebiyatçı, başta ülkücü büyük şair, kasabada edebi kültür ve düz yazı alanında öncülüğü alan araştırmacı yazar, yedi heceli hoyrat ve mani dörtlüklerini üstünlükle başaran, hikayeci, edebi kültürü geniş olan Ali Marufoğlu 30 Temmuz 2018 pazartesi günü sabahleyin hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Rahmetliye Ulu Tanrıdan mağfiret dilerken, Türkmen toplumuna da başsağlığı dilerim, mekânı cennet olsun. Türkmen çağdaş edebiyatımızın sembolü olan şairimiz 1927 yılında Kerkük’ün Tuzhurmatu kasabasında Ağa Mahallesinde doğmuştur ve büyümüştür. İlk öğretimini, 1933 tarihinde Tuzhurmatu ilk okulunda başlattığı tahsilini bitirdikten sonra, 1939 yılında Kerkük’e gelerek, Orta okula girmiştir.

Üçüncü sınıfta iken 1941 yılında okulu bırakarak Tuzhurmatu ilçesine dönmüş ve işle uğraşmaya başlamıştır. 1946 yılında askerliğe alınan şair, aynı yılda evlenerek iki erkek ve iki de kız çocuk babası olmuştur. 1950’lerden geçimini ziraat ve ticaretle kazanmıştır.

Şairimiz, küçük yaştan şiir ve sporu sevdiği için hiç birini elden bırakmamıştır.

İşten ayrıldığı, boş zamanlarını edebiyat, gazete, dergi, Türk dünyasının yetiştirdiği başta gelen, tanınan şairlerin divanlarını ve kitap okumakla o sıradaki edebi hareketlerini izlediği kadar da spor sahalarında bulunurdu, gençlik sıralarında “Aksu” spor takımını kurarak başkanı ve sorumluluğunu yapmıştır. 1 { Beşir Gazetesi, Sayı 20, 3 Şubat 1959, S. 8 } .

İlk olarak, şairimiz, 1.3.1958 tarihinde, yerli Afak gazetesinde yayımladığı Tembellik başlıklı bir manzume ile yayın âlemine atılan Marufoğlu, daha sonra 1959 yılında Kerkük’te çıkarılan Beşir gazetesinde yayımladığı şiirleriyle tanınmaya başlanılmıştır. Daha sonra, 1961 yılından bu yana Bağdat’ta çıkmakta olan Kardeşlik dergisinde sürekli yayımladığı edebi ürünleriyle asıl geniş şöhretini elde etmiştir.

Bu yayınların yanında da Kerkük Vakfı tarafından İstanbul’da çıkan Kardeşlik dergisinde şiir ve hoyratları yayımlanmıştır. 2003 ten sonra Türkmeneli Gazetesi ve Türkmeneli Edebiyat ve Sanat Dergisinde de sürekli yazı ve şiirleri geniş yer almıştır.

Marufoğlu, hayat boyunca şiir ve edebiyatla uğraşmaktan hiç bıkmamıştır.

Geniş bir edebiyat ve bilgi edinmiştir. 2 { Ata Terzibaşı Kerkük Şairleri, Cilt 4 S. 200 }.

2007 yılında kendisiyle beraber ortaklaşa olarak, bendeniz, rahmetli Mevlüt Taha Kayacı ve Berna Zeynel bir komisyon olarak Türkmence okullarının 10. Sınıfında okutulan Türkçemiz adlı okuma kitabını hazırlama ve çalışma sırasında, bazı konular hakkında örnek şiir istenirdi, kaynaklara dönmeden, hemen Marufoğlu ansızın istenen örnek şiir parçasını ezberden bizlere okurdu ve yazdırırdı. Bu da Ali Marufoğlu, Türk ve Kerkük şairlerinin eserleri kendi hafızasında ve ezberinde olduğunun göstergesidir. Bunun yanında da Marufoğlu, Tuzhurmatu ilçesi ve etrafı Bayat Aşireti köylerinin tüm Türkçe yer adlarını ve bölgelerinin tarihini mükemmel, kusursuz bir şekilde elde edinmiştir, 2008 yılında Türk Dil Kurumunun düzenlediği, Erciyes Üniversitesinde Türk Dil Kurultayına davetli olarak, bendeniz, rahmetli Mevlüt Kayacı ve şairimizle beraber yolcu olarak bir gece Halep’te kaldık. O gece kendisiyle edebiyat ve kültür sohbeti ederken, kendisinden Tuzhurmatu ve Bayat Köylerinde olan Türkçe yer adlarını sordum. Hemen gecenin geç satlarına kadar bana çok sayıda bölgede olan tüm Türkçe yer adlarını sırasıyla söyledi ve açıklamalarını, bazı sözlerin hikayelerini de konuştu, o güzel Türkçe adları, Irak’ta Türkçe Yer Adları adlı kitabıma aldım ve kendisini, kaynak olarak gösterdim. Buda Ali Marufoğlunun bir Türkmen kültür kaynağı olduğunu vurguluyor.

Bu bilgiler yanında da, Tuzhurmatu’nun tarihi, edebiyatı, sanatı, folkloru ve gelenek görenekleri hakkında çalışma yapan veya kitap hazırlayan kimselerin kaynak olarak, hep Ali Marufoğluna mutlaka baş vurmaları gerekmekte idi, çünkü o Tuzhurmatu’nun gerçek kültür kaynağı ve simgesi idi.

Türkmen bilgini, yarlıganmış Ata Terzibaşı, büyük şairimiz hakkında diyor ki: “Tuzhurmatu kasabasında yetişen görkemli ilk iki şairden biridir. Öteki şair ise,… Hasan Görem’dir hayatı boyunca şiir ve edebiyatla uğraşmaktan hiç bıkmamıştır. Edebiyat alemine önce şiir, sonra düzyazı ile başlayan sanatçı her iki alanda da başarı sağlamıştır. Bu arada yazdığı yedi heceli hoyrat ve mani dörtlükleri de halkça az çok benimsenmiştir.

Şiirlerini kısmen hece ve kısmen de arzula yazmıştır… Türkçe klasik şiirleri kolayca kavradığı gibi, Farsça ve Arapça şiirleri de olunca gücüyle izlemiştir. Bu meyanda Türk şairlerinden Nefi ve Mehmet Akif, Fars şairlerinden Hafız ve Sadi, Arap şairlerinden züheyr ve Şevki, Azeri Türk şairlerden Sabır ve Şehriyar ve nihayet yerli şairlerimizden Fuzuli ve Faiz’le etkilenmiştir. Kerküklü şair Reşit Akif’in son zamanlarda yazdığı şiirleriyle de mütessir olarak onun:

Letâfet burcuna bir şemd-i pür-envârsın Kerkük

Cinâne gıbta-bahş bir sahne-i gülzârsın Kerkük

Matalı şiirine yazdığı naziresini.

Yürü âkif iziyle Marufoğl ufahr eder zirâ

O kâmil üstâda sen mülhem-i eşârsın Kerkük

Maktayla biterek şiirde Akif’in ardı sıra gittiğini belirtiyor. Kerkkülü şair Osman Mazlum’un da gazellerini beğenerek bunlardan bazılarına nazire yazmıştır. Ne var ki Ali bütün bu şairleri izlemekle birlikte bunların bayağı bir mukallid olmayıp kendine özgü bir yol tutabilmiştir.

Düz yazılarına gelince… bınları üç grupta toplamak mümkündür. Birinci grupta olanları, sanat mahsulu hikâye ve benzeri eserinden ibarettir ki bunlarla yazar, toplumsal konuları işleyerek okuyuculara milli töreye bağlı kalma duygusunu aşılamaya çalışmaktadır. Toplumuyla ilgisini hiç kesmeyen Ali hikâye yazmaya hevesli, edebi kültürü geniş kalemi güçlü, müstait bir yazar olduğundan bu alanda yazdığı kolay ve çekici hikâyeleri bence şiirlerinden daha güzeldir… bezam bir hikâyenin içerisinde konu ile ilgili küçük başka bir hikâyeye de yer verir. Buda yazarın şahsi özelliklerinden sayılır.

Ali Marufoğlu’nun ikinci grup düz yazıları ise, edebi sanatlara dair değerlendirme ve eleştirmelerden oluşmaktadır. Yazar bu alanda bazen bir konuyu gereğinden fazla kurcalar ve itiraz duyduğu görüş üzerinde ısrarla direnir. Onun iyi meziyetlerinden biri, ürünlerini teknik eden yazarlara verdiği cevabı reddinde onların niyetlerine göre uygun davranışı hususudur. O, iyi niyet sahibi bilgili münekkitlerin yazıları üzerinde pek durmayarak sünger çeker. Kötü niyetli haksız kimselerin tenkitlerine ise tahammül edemeyerek kendilerine, hak ettikleri doğru veya yanlış, gereken ağır dersler verir vasıfta bir yazardır!

Üçüncü grupta ise Türkçede kullanılan deyimleri günümüzde (2013) Türkmeneli gazetesinde seri hâlinde açıklamalı olarak yayımlamakta, her deyim için örnek bir dörtlük dizmekte.”

3 { Ata Terzibaşı, Kerkük şairleri, 4. Cilt . 2. Baskı, S. 202 }

Ali Marufoğlu, ülkücü bir Türkmen şair ve yazarı idi, hayatını bu yolda adamıştır, geceli gündüzlü bu mukaddes dava ile ilgilenirdi, tüm edebi ürünleri bu milli dava uğrunda yazmıştır.

Yakından Türkmen siyasi, kültürel, arenada bulunurdu, katkısı büyük idi. Kerkük’te bir kritik, tehlikeli veya endişe verici bir durum olduğu andan, o olayla yakından ilgilenirdi, hemen bana veya dostumuz Aydın Kerkük’e telefon açarak vuku bulan veya meydana gelen durumu yakından takip ederek olayları izlerdi, gerekirse bazen önerilerde de bulunurdu.

Türkmen davasının ve meselesinin bir etkin mücadelecisi idi. Yaşlı olduğuna rağmen yurt içi veya yurt dışında tüm kültürel, dil folklor, tarih üzerine yapılan etkinliklere, kurultaylara, bildiriyle katılırdı. 2003 ten sonra Tuzhurmatu ilçesinde kurulan ilk Türkmen Edebiyatçılar birliğinin başkanı olarak seçildi, güzelce bu milli ödevi yerine getirdi, üstün başarılara imza atmıştır.

Yazdığı Eserleri ise:

1-1964 yılında bir kısım mensur ve manzum hikâyelerini bir arada toplayarak 112 sayfalık “Olaylar konuşuyor” adı altında bir kitap halinde Kerkük’te şimal matbaasında bastırmıştır.

2-Bunun yanında da, 1989 da “Deremet” adlı, 2018 sayfa orta boy çeşitli şiir, hoyrat, fıkra, hikâye ve eleştirmeyi kapsayan bir kitap olarak, Irak’ın kültür ve tanıtma bakanlığınca yayımlanmıştır. Sada bir dille işleyen şairimiz bu kitabı, halkına hizmet için sosyal ve edebi bakımdan ögüt verici Tuzhurmatu’da duyup derlediği ve kendi fikir ve kalemiyle süslediği konuları ele almıştır. 2016 den sonra bu kitabı Türkmeneli gazetesinde yeni latin harflerine çevirerek, seri halinde okuyuculara sunmuştur.

3-2007 yılında ortaklaşa olarak, Türkmen okullarında okutulan lise 10. Sınıfları için okuma kitab olarak hazırlanmıştır, bu kitabın açıklaması yukarıda geçmiştir.

4-Türkmen Kardeşlik Ocağı tarafından 2009 yılında “Deremet” kitabını yeni harflerle bağdat’ta yayımlanmıştır.

5-2009’da Kerkük Vakfı tarafından, “Direniş” adlı şiir kitabını İstanbul’da yayımlanmışlardır.

6-Irak Türkmenlerinin dili ve mektebi olan hoyrat ve mani“Türkmeneli’nin Dilli Hoyrat” lerini ustaca yazan ve yaşatan şairimizin edebi mahsullerini 2012 yılında yine Kerkük vakfı, küçük boy 68 sayfalık adlı kitabı İstanbulda çıkmıştır.

7-Irak Tanıtma Bakanlığı tarafından 2013’te eski harflerle olarak “Belağat’ adlı kitabını yayımlanmıştır.

Bu eserler, yanında 1959 yılında ölümüne kadar Beşir, Afak, Kardeşlik, Türkmeneli Gazetesi ve Türkmeneli Edebiyat ve Sanat Dergilerinde sürekli olarak güzel şiir, yazı, araştırma yazısı yayınlanmıştır.

Eli öpülen, değerli Büyük şairimizle son görüşmem, ölümünden iki gün önce bir telefon konuşmasıyla olmuştur.

Bana telefon açtı, ömür boyu, eşim dostum, evimin temel direğinin ölümü dolayısıyla bana başsağlığı diledi, Kerkük’e gelemedim çünkü bende bugünlerde yataktayım ve sözüne devamla, söyledi hürmetkâr merhume bacım için ölüm tarihini düşürürüm, hemen yakın zamanda sana gönderirim, ben de Hocam ve büyük şairimize teşekkürlerimi ilettim ve acil şifalar diledim söyledim beklerim, türbe taşı üzerine kazdırırım sizin yazdığınız tarihi şiiri ve dua ederek kendisinden ayrıldım.

Ama ne yazık ki hemen iki gün sonra, Türkmen kültürüne kendini adayan ve en başta gelen büyük usta şair, yeri dolmayan hoyrat ve mani türünde erişilmesi zor bir başarıya imza atan sembolümüzün acı ölüm haberi beni sarsmıştır, büyüğümüze Allah’tan mağfiret dilerim, mekanı cennet olsun, gömütü nurla dolsun, özellikle Marufoğlu ailesine ve Türkmen toplumuna başsağlığı dilerim, kaybımız büyüktür, çünkü yeri hiçte olamaz.

Türkmenlerin Kültür Simgesi Bilgin Ata Terzibaşı

Türkmenlerin Kültür Simgesi Bilgin Ata Terzibaşı

Necat Kevser

Irak Türkmenleri, çağdaş tarihinde yetiştirdiği onur duyulan, bilgin, kültür kaynağı değerli Avukat Ata Terzibaşı, Kültür, edebiyat, tarih, sanat, dil, folklor ve diğer alanlarda gençlik yaşlarından başlayarak günümüze kadar (13 Kasım 2014) durmadan çalışmalarını sürdüren Terzibaşı, iğne ile kuyu kazar gibi, titizlikle ele alınmayan maddeleri, araştırıp, inceledikten sonra ilk el olarak kültürümüze, Türkmanoloji alanına ölmez eserler sunan değerli üstadımız Avukat Ata Terzibaşı, Türkmen toplumu için cömert bir kültür kaynağıdır, bir rehber öğretmendir.

Bir görgü tanığı olarak, sizlere üstadımın cömertliğini, kaynak bilgin olduğunu, yardım severliğini, Türkmen ve diğer yazarlara bir verimli pınar olduğunu bu kısa konuşmamda açıklamak istiyorum.

Geçenlerde, yurt dışından döndüğüm günün ertesinde, Hocamın ziyaretine gittim. Görüşmekten sonra, sohbet’e başlarken, ilk sorusu bana, İstanbul’da gördüğün, gezdiğin sana, bana anlat, getirdiğin kitapların adlarını? Bende, aldığım kitapların adlarını sırasıyla değerli üstadıma anlattım, yazarları hakkında da ikili mülakat yaptık.

Ertesi gün, Hocam beni telefonla aradı, hemen gel, sizi görmek istiyorum, dedi. Evine gittim, dedi, dün bana söylediğin kitaplardan anladım yer adları hakkında çalışmanız var, al size yer adlar ile ilgili kitaplar hazırladım çalışmanızda kaynak olarak size yardımcı olur, üç poşet dolusu kitap bana uzattı, sonradan yer adları hakkında da uzun bir konuşma yaptık, bana bu konuda güzel bilgiler aktardı.

Hazırlamış olduğum “Irak’ta Türkçe Yer Adları Kılavuzu” adlı kitabımın ana kaynakları o kitaplar oldu.

Ata Terzibaşının kapısı herkese açık olan bir ilim ve kültür merkezi gibi, bilgisini ve görüşünü her zaman dostları ve ziyaretçileri ile paylaşır, mütevazı hayatı, onurlu duruşu gösterişten uzak, kanaatkâr, gönlü zengin, gönlü tok ve alçak gönüllü olduğundan sadece yardımı yalnız dostlarına, sevdiklerine değil, bilmek için yanına gelen herkese gönlü açıktır, Bağdat’tan, Musul’dan, Süleymaniye’den, Erbil’den ve yurt dışından gelen çok sayıda kişinin de ondan öğrendiği ve sorularını hemen cevaplandırır, istenen bilgileri onlara severek veriri. Kendisine sunulan konular ile yakından ilgilenir, o konuda ilgili kaynakları bildirir ve her türlü yardımda da üstadımız bulunur ve bilimsel düşünce yollarını dostlarına açıklar.

Terzibaşı’nın Misafir Odası bir bilgi şölenine dönüşen bir yerdir, her zaman meclisinde olanlar o anda konuşulan konu hakkında, güzel, bilimsel bilgiler alır, sanki o konuda bir uzman yazdığı bir eseri etraflı okumuş gibi, bilgiler elde etmiş olur.

Ba’zen sözlüklerde, kitaplarda, bulunmayan sözlere ve terimlere rastlanır. Burada araştırmacı yazar bir kritik durumla karşı karşıya kalır.

Yukarıda geçen o kritik duruma düşenler istediği sözün veya yazma eserlerde okunmayan kelimelerin okunuşunu, anlamını üstat’tan sorduğun zaman, durmadan, düşünmeden o sözün veya terimin anlamının açıklamasını etraflı olarak açıklar, yazarın düştüğü o kritik durumdan, sıkıntıdan kurtarır. Türkmen toplumuna, yüce Allah bir Tanrı vergisi olan Terzibaşı’nı, bilim kaynağı olarak Türkmen toplumuna bağışlamıştır.

Geçenlerde, Musul Salnamesinde Kerkük ile ilgili bir konu ele almıştım, yazıda karşıma “Bennak” teriminin açıklaması gerekiyordu, bu sözü ve terimi, özel kütüphanemde bulunan onlarca ve türlü konularla ilgili sözlüklerde aradım bulamadım. Akşamleyin, üstadımın ziyaretine gittim, sohbet sırasında, Hocamdan “Benak” sözünün anlamını sordum. Hocam, hemen gülümsemeye başladı, tebessümle hiç bir yerde bulamasın, dedi. Yanındaki masanın üstünden bir not kâğıdı bana uzattı, al dedi, Arapça mı? Türkçe mi? İstiyorsun. Söyledim her iki dilde. Bennak sözünü bana şöyle açıkladı:

“Bennak بناك” maliyeye ait bir terimdir. Raiyyet yazılı olanların tımar sahibinde verdikleri resimlerden birinin adıydı. Bu resim kazanç vergisi kabilinden bir vergiydi. İki kısma münkasim olan bu resimden “ekinlü bennak” elinde olan yerinin çiftlikten az olan kimsenin verdiği resimdi, miktarı da on sekiz akçaydı. Diğeri “Caba bennak” olup uhdesinde arazi olmamakla beraber evli bulunan ve çalışıp kazananların ödedikleri resimdir. Bunun miktarı da on iki akçaydı. Bu ikincisine “caba akçası” da denilirdi. Bu vergi mart ayında istifa olunurdu” açıklamasını yaptı değeri bilim kaynağımız Terzibaşı, bu bilgilerin daha tafsilatlı açıklamasını istersen eğer Fatih Mehmet Han defterindedir ve Mehmet Zeki Pakalın’ın Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri sözlüğünün 1. Cildinde bulursun bilgisini bana aktardı.

Bunların yanında da, çok dostlarımızın, hazırlamış olduğu kitabının yazı taslağını titizlikle gözden geçirir, düzeltmelerini yapar, bu yorgunluğu severek yapar, büyük bilginimiz.

Ara sıra, bu gibi teklifler, değerli üstadımızın sıhatını etkiler, ama yine de gönüllü olarak dostların eserini inceler, görüşünü bildirir, istenen düzeltmeleri yapar.

Huzurunuzdan çekilirken, değerli, Kerkük’ün simgesi, kültür sembolü, medar-ı iftiharımız, kültür kaynağımız, bilgi pınarımız, Türkmenlerin ulu çınarı büyüğümüze sıhhat dolu uzun ömürler dilerim, biz yazarlar kendisine minnettarız.