Azerbaycanlı Profesör Prof. Dr. Aygün Attar, Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı başkanlığına seçildi.

Azerbaycanlı bilim adamı, Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı başkanlığına seçildi Azerbaycanlı Profesör Prof. Dr. Aygün Attar, Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı başkanlığına seçildi. 1997 yılında Bilkent Üniversitesi kurucusu Prof.dr. Ihsan Dogramacı tarafından kurulan Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı benzersiz bir gelişme gösterdi. Ulusal lider Haydar Aliyev’in Profesör Ihsan Dogramacıyla samimi dostluğu Vakfın tanınmasını, geliştirilmesini ve saygınlığını en kısa zamanda büyük ölçüde etkiledi. Diplomatlar, eski milletvekilleri ve bilim adamları, Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı’nın Bilkent Üniversitesi’ndeki bir sonraki toplantısına katıldılar. Vakfın geçmişte yaptığı faaliyetler büyük beğeni topladı ve yapılacak çalışmalar göz önüne alındı. Konuşmacılar Profesör Aygün Attar’ın başkan seçilmesinin Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı’nın çalışmalarına yeni bir soluk getireceğini güvenle dile getirdiler. Sayın Attar Vakfa başkanlık yapacağı dönemde yapacakları ile de ilgili konuştu. Vakfın asıl amacının bilim, sanat, ekonomi ve iki kardeş ülke arasındaki diğer ilişkilerin gelişimine katkıda bulunmak olduğunu ve Türk dünyasının etkileşiminde rol oynadığını belirtti. Otuz yılı aşkın bir süredir Türkiye’de yaşayan ve çalışan Aygün Attar, Azerbaycan diasporasının en aktif üyelerinden birisi olarak biliniyor.

Sabir Şahtahtı. AZERTAC

Print Friendly, PDF & Email

ORSAM ULUSLARARASI 2011 SONRASI IRAK SEMPOZYUMU

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi / Edebiyat Fakültesi

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) – Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi işbirliğiyle 18-19 Kasım 2019 tarihlerinde 2011 sonrası Irak’ta ekonomi, politika, güvenlik, kültür, sosyal dinamikler ve dış ilişkiler gibi farklı konuların ele alınacağı “2011 Sonrası Irak” başlıklı uluslararası bir sempozyum düzenlenecektir. Sempozyum, Irak’ta devam eden protestolara ilişkin muhtemel senaryolara da ışık tutacak olması bakımından büyük bir öneme sahiptir.

ORSAM ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, çeşitli üniversite ve araştırma merkezinden akademisyen ve uzmanların yanı sıra Türk ve Arap hükümetlerinden yetkili isimlerin de katılacağı bu sempozyuma sizleri davet etmektedir.

Adres: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi / Edebiyat Fakültesi / 06560 / Yenimahalle

Aşağıdaki linkten sempozyum adresini Google haritalardan görüntüleyebilirsiniz:

https://goo.gl/maps/httd1BfLsxiaATAE8

يعقد مركز دراسات الشرق الأوسط في أنقرة بالتعاون مع جامعة أنقرة حاجي بيرام المؤتمر الدولي الموسوم (العراق يعقد مركز دراسات الشرق الأوسط في أنقرة بالتعاون مع جامعة أنقرة حاجي بيرام المؤتمر الدولي الموسوم (العراق ما بعد ٢٠١١ : الاقتصاد، السياسة، الأمن، الثقافة، الدينامكيات الاجتماعية، العلاقات الخارجية) لتأسيس منصة بحثية أكاديمية لمناقشة طبيعة علاقات العراق الاقليمية والدولية ما بعد ٢٠١١ وآفاقها المستقبلية، فضلا عن تناول شؤون العراق السياسية، الأمنية، الاقتصادية، الاجتماعية، بخاصة ان هذا المؤتمر سيعقد بالتزامن مع انطلاق الاحتجاجات الشعبية الأخيرة في العراق، وسيتم تسليط الأضواء على التطورات المحتملة لهذه الاحتجاجات. سيعقد هذا المؤتمر بمشاركة باحثين وأكاديميين من عدة جامعات ومراكز بحوث، وشخصيات من عدة مؤسسات حكومية وغير حكومية، عراقية وعربية وتركية. ان مركز أورسام وجامعة أنقرة حاجي بيرام ولي يرحبان بحضور جميع الطلبة العرب والأجانب في تركيا الى هذا المؤتمر. ستعقد جلسات المؤتمر في الحرم الجامعي لكلية الآداب في جامعة أنقرة حاجي بيرام على العنوان التالي

‎جامعة أنقرة حاجي بيرم/ كلية الآداب/ 06560 يني محلة.

‎جامعة أنقرة حاجي بيرم/ كلية الآداب/ 06560 يني محلة.

‎-عنوان انعقاد المؤتمر باللغة التركية:

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi/Emniyet,06560 Yenimahalle/Ankara

‎-رابط عنوان انعقاد المؤتمر على خرائط غوغل:

https://goo.gl/maps/httd1BfLsxiaATAE8

Phone: +90 312 430 26 09
Fax: +90 312 430 39 48
Address: Mustafa Kemal Mah. 2128. Sok. No:3 Çankaya / Ankara / Türkiye
Website: www.orsam.org.tr  

Print Friendly, PDF & Email

Erdoğan-Trump Görüşmesi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında merakla beklenen görüşme dün Washington’da gerçekleştirildi. Uluslararası medya, iki ülke arasındaki ilişkilerin neredeyse çıkmaza girdiği bir dönemde yapılan zirveye yoğun ilgi gösterdi.

Reuters haber ajansı ilişkin kapsamlı haberinde, “iki liderin Ankara-Washington hattında yaşanan sorunları çözmeyi başaramadığını” yazdı.

Ajansa göre; hem Erdoğan hem de Trump, Türkiye’nin Suriye’de ABD’nin Kürt müttefiklerine (terör örgütü PKK) yönelik operasyonu ve Ankara’nın Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması gibi birçok konuda yaşanan farklılıkların nasıl üstesinden gelineceğine ilişkin somut ifadeler açıklama yapmadı. ABD lideri Trump’ın S-400’lerden vazgeçilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a baskı yaptığını yazan Reuters, görüşmesi sonrası Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada daha kesin bir dil kullanıldığını belirtti.

Beyaz Saray açıklamasında, “Diğer cephelerde ilerleme sağlamak için Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla ilgili meselelerin çözülmesi hayati önemde” ifadesine yer verildi. Siyasi meselelerde yaşanan gerilime karşın Trump’ın Erdoğan’ı sıcak karşıladığını aktaran Reuters, bu durumun ABD Kongresi’nde Türkiye’nin PKK uzantısı YPG’ya karşı Suriye’de başlattığı harekâta karşı oluşan öfkeyle “keskin bir tezat” oluşturduğunu yazdı.

Haberde Erdoğan-Trump görüşmesinden sadece bir gün önce hem üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisinin hem de Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin açıklamalarını da hatırlattı.

İki yetkili ayrı ayrı düzenledikleri basın toplantısında, ABD’nin terör örgütü YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile işbirliğini sonlandırma gibi bir niyetinin olmadığını söylemişti.

İki lider arasındaki görüşmeye dahil olan Cumhuriyetçi beş senatörle ilgili detaylara da haberde dikkat çekildi.

Türkiye’nin kuzey Suriye’deki operasyonuna karşı olan ve yaptırım tasarısının mimarlarından Senatör Lindsey Graham, “Erdoğan’ın samimi ve açık olduğunu” ifade etti.

Graham “Bu ilişkiyi kurtarmayı umuyorum fakat bunun mümkün olup olmadığını sadece zaman gösterecek” değerlendirmesinde bulundu.

umhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump’ın dünkü temaslarına beş ABD’li senatör de dahil olmuştu.

Bu isimler arasında Lindsey Graham, Tim Scott, Joni Ernst, James E. Risch ve Ted Cruz’un yer aldığı öğrenildi.

Print Friendly, PDF & Email

Irak Milli Futbol Takımı İran’ı 2-1 Mağlup Etti

Ş. Küzeci/ 2022 dünya futbol şampiyonası 5. Elemeler ve 2023 Asya Kupası elemeleri maçında Urdu’nda karşı karşıya gelen Irak Milli Futbol takımı ile İran futbol takımı adet iki ülke arasında gerçek bir savaşın final niteliğini yansıttı. Rafideyin Aslanları lakabına sahip Irak milli futbol maçın 11. Dakikasında Futbolcu Ala Ahmet ile 1-0 öne geçti. İran takımı 25. dakikada Ahmet Nurullah ile beraberlik golünü kaydetti. Irak takımı pes etmeyerek 91+1 dakikada maçın 92. dakikasında futbolcu Ala Abbas öldürücü golü kaydederek Irak’ı kazandırdı. Böylece Irak’ın puanı 10’a yükseldi. Birinci sırada yerini koruyor. İran takımı ise 56 puanla 3. Sırada yer almaktadır.

Print Friendly, PDF & Email

Irak’ta Yerel Seçimler Ertelendi

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, haftalık Bakanlar Kurulu toplantısında ana gündem maddesinde yer alan yerel seçimler belirsiz bir tarihe ertelendi. Nisan 2020’de yapılması planlanan yerel seçimler 1 ekim 2019 tarihinde ülkede yapılan hükümet karşıtı gösteriler neden olduğu bir gerçektir. Irak’ta işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliğini protesto etmek amacıyla bir aydan fazladır harekete geçen eylemciler, Muharrem günü dolayısıyla ara verdikleri gösterilere 25 Ekim’de yeniden başlamıştı. Irak Meclisine bağlı İnsan Hakları Komisyonu, ülkede 1 Ekim’den bu yana devam eden gösterilerde hayatını kaybeden gösterici sayısının 319’a, yaralı sayısının ise 15 bine ulaştığını bildirmişti.





Print Friendly, PDF & Email

Mukteda el-Sadr’dan ABD’ye “Erken Seçim” Resti

Sadr, sosyal medya hesabı Twitter’dan yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’ın, 1 Ekim’den bu yana Irak’ta devam eden hükümet karşıtı gösteriler için yaptığı “erken seçim” çağrısına yanıt verdi.

ABD’nin çağrısına sert bir dille karşılık veren Sadr, “ABD bir kez daha işgalci olduğunu ispatladı. Hala başkalarının işlerine müdahale ediyor.” ifadelerini kullandı.

Sadr, Irak’ın kaderini gerçek sahibi olan halkın tayin edeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Erken seçim talebinde zaten bulunduk. Ancak ABD’nin gözetiminde (seçim) olursa buna sessiz kalmayacağız.”

Şii lider Sadr ayrıca ABD’nin Irak’ı; Suriye veya başka bir çatışma bölgesine dönüştürmesine de müsaade etmeyeceklerini kaydetti.

Beyaz Saray’dan bugün yapılan açıklamada, Irak’ta haftalardır süren hükümet karşıtı gösterilerden derin endişe duyulduğu belirtilerek, hükümete protestoculara yönelik şiddete son vermesi ve erken seçime gitmesi çağrısında bulunulmuştu.

– Irak’taki kanlı gösteriler

Irak Meclisine bağlı İnsan Hakları Komisyonu, ülkede 1 Ekim’den bu yana devam eden gösterilerde hayatını kaybeden gösterici sayısının 319’a, yaralı sayısının ise 15 bine ulaştığını bildirmişti.

Ülkede işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliğini protesto etmek amacıyla 1 Ekim’de harekete geçen eylemciler, Erbain törenleri nedeniyle ara verdikleri gösterilere 25 Ekim’de yeniden başlamıştı.

Print Friendly, PDF & Email

Fevzi Ekrem Terzioğlu Kerkük Türkmen Aşiretleri Maclisinde

  1. Dönem Irak Milletvekili edebiyatçı ve Gazeteci Fevzi Ekrem terzioğlu Kerkük’ü ziyaret ederek bir dizi çalışmalarda bulundu. İlk olarak Türkmen Aşiretler ve Ayan Meclisini ziyaret etti. Meclis başkanı Feyzullah Sarıkahya tarafından karşılandı. ziyarette Türkmen eski milletvekili Fevzi Ekrem Terzioğlu ile birlikte Türkmen Haşdi sorumlularının hazır bulundu. Toplantıda, ülkede devam eden gösteriler ve Kerkük’teki durum ele alındı. Türkmen eski milletvekili Fevzi Ekrem Terzioğlu ve Türkmen Haşdi Kuzey bölge komutan yardımcısı İrfan Abdülhüseyin gerçekleşen toplantının ayrıntılarını anlattı.

Print Friendly, PDF & Email

Kerkük Petrolü İsrail’e Akacak

Kerkük petrolü İsrail’e akacak

Kerkük ve Suriye petrolünün İsrail’in Hayfa Limanı’na taşınmasını öngören 85 yıllık plan işliyor. Çekileceğini ilan eden ABD, Deyrizor ve Haseke arasında kalan 150 km’lik bölgeye 800 asker konuşlandırıyor. Deyrizor’a 2 yeni askeri üs kuruluyor. Bu kapsamda Irak-Suriye arasındaki Ebu Kemal Kapısı açıldı. Kapının rejim kontrolünde olması Rusya’nın da plan dahilinde olduğunu gösteriyor.

GİRİŞ 08.11.2019 08:52GÜNCELLEME 08.11.2019 09:27

Irak ve Suriye’deki son gelişmeler, Amerika’nın Suriye’den çekilmediğini ve İsrail tarafından çizilen petrol sömürü haritasını adım adım uyguladığını ortaya koydu. Barış Pınarı Harekâtı sürecinde Suriye’nin kuzeydoğusundaki askerlerini çekme kararı alan ABD Başkanı Donald Trump, petrol sahalarını koruma gerekçesiyle bölgeye asker gönderme planını onayladı. Plana göre, yüzlerce Amerikan askeri, Deyrizor ve Haseke arasında kalan 150 kilometrelik bölgeye konuşlandırılacak. 200’ü Suriye’nin güneyindeki El Tanf Üssü’nde bulunanlardan olmak üzere en az 800 Amerikan askerinin bölgeye gönderileceği belirtiliyor. Amerika bir süredir de Deyrizor bölgesine iki yeni askeri üs tesisi kurmak üzere hummalı çalışmalar yürütüyor.

HEPSİ ORADA UZLAŞTI

Terör örgütü PKK/YPG’yi Suriye’de petrol bekçisi yapan ABD’nin son hamlesi ‘İsrail planı’ kapsamında Ebu Kemal Sınır Kapısı’nı açmak oldu. DEAŞ’ın bölgede kontrolü ele geçirmesi üzerine 5 yıl önce kapatılan Ebu Kemal/El Kaim Sınır Kapısı, Barış Pınarı’ndan kısa bir süre önce açıldı. 30 Eylül’deki açılış törenine Irak tarafından Anbar Valisi el-Dulaymi ve Irak Sınır Kapıları Heyeti Başkanı Kazım el-Akabi’nin yanı sıra Suriye tarafından ise kapıya sınırı olan Suriye rejimi yetkilileri değil, PKK/YPG’li teröristlerin oluşturduğu ‘SDG’ yönetimindeki Deyrizor Güvenlik Komitesi Başkanı, Deyrizor Valisi ve Suriye Gümrük Genel Sekreteri katıldı. Açılışı PKK’lılar, “Suriye kapısı, Irak’ın Suriye ve Akdeniz’e açılan penceresidir” sözleriyle kutladı.

ABD VE RUSYA’NIN GİZLİ ANLAŞMASINI İRAN-ESED VE PKK DESTEKLİYOR

Ebu Kemal Kapısı, Deyrizor petrolünü Kerkük petrolüyle birleştirerek İsrail’e ulaştıracak enerji haritası için kritik önemde. Rusya ve İran destekli rejimin kontrolündeki bu kapının açılması, Suriye güneydoğusundaki büyük ittifakı da ortaya serdi. ABD ile Rusya’nın o haritaya dair gizli anlaşmalarını İran, Esed, PKK ve tabii ki İsrail destekliyor.

HAYFA’DAN DÜNYAYA

Son gelişmeler, 1934’te çizilen petrol boru hattı güzergâhının hayata geçirilmesini öngören sömürü planlarının tıkır tıkır işletildiğini de ortaya koydu. 85 yıllık sömürü planı uyarınca, Deyrizor’dan gelip rejim ve PKK hakimiyet sahalarının tam ortasından geçerek Ebu Kemal’e ulaştırılacak petrol, burada boru hattına verildikten sonra Tanf’tan geçip Ürdün üzerinden İsrail’in Hayfa Limanı’na ulaşacak. Kerkük ve Deyrizor petrolü buradan da gemilerle batılı ülkelere götürülecek. Yıllarca atıl durumda kalan bu güzergâh Amerikan planlarının hayata geçirilmesi için en uygun takvimi bekliyordu. Amerika’nın asker çekeceğini açıklamasına karşın bölgeye yüzlerce TIR silah, mühimmat ve sistem sevk etmeye devam etmesi de, perde gerisindeki petrol sömürüsü odaklı İsrail planını hayata geçirmeye yönelik faaliyetler olarak görülüyor.

Ortada İngilizler var

Tüm bu gelişmeler yaşanırken İngiltere ise Suriye savaşının ilk günlerinden bu yana El Tanf Üssü’nde petrol güzergahına bekçilik ediyor. Savaşın ilk günlerinden itibaren sözde muhalif olarak gösterilen yeşil bölge olarak kalan El Tanf bölgesinde Amerika ve İngiltere, bölgenin kontrolü açısından önemi çok büyük olan üslere sahip ve ne terör örgütleri ne de Suriye sahasında faaliyet gösteren diğer ülkelerin hiçbir şekilde müdahale etmediği bu bölgede iki ülke üsleriyle adeta İsrail’e uzanacak petrol hattının koruyucusu durumunda. Irak-Suriye hattında El Kaim/Ebu Kemal sınır kapısının ardından El Tanf bölgesine açılan El-Velid Sınır Kapısı’nın da önümüzdeki süreçte açılması bekleniyor. Yenişafak

Print Friendly, PDF & Email

Türkiye Yazarlar Birliği ile Gençlik ve Spor Bakanlığının ortak projesi olarak hayata geçen “Genç Kahve”de kültür, sanat, edebiyat ve fikir söyleşileri devam ediyor.

Genç TYB üyelerince  Genç Kahvede başlatılan ve büyük ilgi görmeye devam eden “Teo-Politik” okumalarında TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ufuk açıcı bir konuşma yaptı.

Gençlerin büyük ilgi gösterdiği, TYB Vakfı ikinci Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz’unda dinlediği program 02.11.2019 tarihinde gerçekleşti.

Ünlü düşünür Spinoza’nın, siyaset felsefesinin ve Teo-Politiğinin bireyle başladığını belirttiği Politik İnceleme’sinde bu fikirlerini detaylandırdığını belirten Başkan Arıcan, “Bu anlamda, yönetimin birinci derecede insanın kendini, duygularını yönetmesi ile irtibatlı olduğunu vurguluyor. Salt bir siyaset felsefesi olarak ele alabileceğimiz Politik İnceleme adlı eserinin ikinci bölümünde şöyle bir ifade dile getiriyor: “Bir insanı iktidar altında tutmaya yarayan birinci ve ikinci yollar ruhla değil; sadece bedenle ilgilidir. Oysaki üçüncü ya da dördüncü yolla ruh ve beden üstünde egemenlik kurulur, ama bu yollarla insanlar ancak korkular ve umutları devam ettiği sürece hâkimiyet altında tutulur. Eğer bu duygular ortadan kaldırılacak olursa efendisi olunan; yeniden kendi efendisi haline gelir’’. Burada vurgulanmak istenen Arıcan’a göre şudur: En güçlü iktidar, kendine muktedir olmaktır. Eğer duygularınızı, korkularınızı kontrol edebiliyorsanız, birilerinin sizi korkutmasına, yönlendirmesine imkân vermeyeceksiniz.

Yine Spinoza tarafından Politik İnceleme’nin ikinci bölümde vurgulanan önemli hususlardan biri de şudur; ‘Özgürlük erdemdir’. Gerçek anlamıyla özgürlük ahlaki erdemlerin en önemlilerindendir.

“En güçlü devlet insandır.’’

Başkan Arıcan sözlerini şöyle sürdürdü:

İnsanı devlet organları gibi düşünürsek; biz de aklımızı, duygularımızı, nefsimizi yönetmekle uğraşıyoruz yani bir yönetim işi icra ediyoruz. Tutkularımıza, heyecanlarımıza, öfkemize gem vurmaya çalışıyoruz; tüm bunları uyumlu bir şekilde kontrol etmeye çabalıyoruz. Özgürlük aslında bir güç, iktidar ve muktedir olma hali.  Dolayısıyla var olduğu için, olabildiği ya da aklını kullanabileceği için insanın özgür olduğu öne sürülemez. Sadece ben varım, var olduğum ve bir birey olduğum için özgür olduğum söylenemez.

İnsan kendine muktedir olduğu sürece özgürdür

İnsan ancak doğasının yasalarına uygun olarak var olma, insan olma, insanca davranabilme sorumluluğunu taşımalıdır. Spinoza’ya göre “İnsan ancak doğasının yasalarına uygun olarak var olduğu ve kendine iktidar olduğu sürece özgürdür.’’ Bizler, hep devlet kurmak ve iktidar olmaktan bahsediyoruz fakat en güçlü ve en büyük devlet insanın kendi içindeki duygularına, öfkesine, hırsına, muktedir olabilmesi ve bunları yönetebilmesidir. En büyük siyaset; hırs anında, sizi en çok kızdırdıkları anda, insanın kendisini kontrol altında tutabilmesidir. Erdem ve fazilet tam bu noktadadır. Spinoza’nın vurgulamak istediği, insanın iktidarıdır. O şöyle der: “O halde bir insanın ne kadar çok özgür olduğunu düşünürsek o kadar az aklını kullanamadığını, kötüyü iyiye tercih etiğini söyleyebiliriz.’’ Demek oluyor ki ne kadar sınırsız bir özgürlüğe sahibim diyorsanız; o kadar aklın kılavuzluğundan ve kontrolünden uzaklaşıyorsunuz. Özgürlük erdemdir, ahlaki bir şeydir fakat sınırsız bir özgürlük çok tehlikeli bir şeydir. Kötü iyiye tercih edilerek bazı ahlaki, insani değerleri kaybediyorsunuz. “Her zaman aklını kullanmanın ve kendisini insani iktidarın doruklarında tutmanın; her insanın iktidarı dâhilinde olmadığı sonucuna varıyoruz.’’ Spinoza’ya göre.

“Her insan aklını kullandığını düşünür. Ancak günümüzde özellikle bizi yönlendiren, yöneten o kadar çok saikler var ki. Aklımızı en çok kullandığımız anda başka tesirler altında kalarak hareket ediyor ve bunun çoğu zaman farkında olmuyoruz.” diye konuşan Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan,  Spinoza’nın 17.yy’da bunların tespitini yaptığını belirtti.

Konuşmasında Spinoza’nın sözlerinden de alıntılar yapan Başkan Arıcan, “ Spinoza, Mutlak anlamda, gerçek anlamıyla özgür olan tek bir varlık vardır o da Tanrıdır” der. Spinoza inanç özgürlüğünü, demokratik devleti, demokratik toplumu savunan birisidir. Bu, konunun sosyal tarafıdır. Ama birey anlamında, bireyin kendisi olma, kendisini yönetme, kendi iktidarına sahip olabilmesi zor bir iştir diyor. Spinoza diyor ki, “Önce insan devletini kuralım insanlar kendilerine muktedir olsunlar, insanlar kendi iktidarlarını kendileri tarafından kursunlar, kendi tutkularına, kendi duygularına, eğilimlerine sahip çıksınlar ondan sonra toplum ve devlet oluştursunlar.” İnsan tutkularıyla hırslarıyla bir hayvandan aşağı olabiliyor. İnsanın bir özgürlük erdemi tarafı vardır ama bir de insanın hilebazlığı, kurnazlığı, öfkesi, hırsı onu hayvandan daha aşağı seviyeye indiren tarafı vardır. Aslında Spinoza, Teo-Politiği buradan başlatır. İnsanlar arası birliktelik sağlanırsa devlet meydana gelir. Bu anlamda devlet, güçlerin birleştirildiği yerin adıdır diyor.”

Devleti, erdemli bireylerin güçlerinin birleştirildiği bir yer olarak tanımlayan Başkan Arıcan, “Devlet bu anlamda bir sanattır, bir mimaridir. Yönetme sanatıdır. Devlet özgürlük eylemini gerçekleştiren bireylerin, bir araya gelerek oluşturdukları bir sanat alanıdır. Bu anlamda Spinoza Teo-Politiği bireyle ve bireyin iktidarıyla başlatıyor, bireyin kendine muktedir olmasıyla ilişkilendiriyor ve o bireylerin oluşturduğu bir devlet ve toplum meydana getiriyor.” dedi.

Print Friendly, PDF & Email

Şemsettin Küzeci Türkiye Yazarlar Birliğinde Irak Türkmen Edebiyatını Anlattı

Kerkük özel-Ankara/Türkiye Yazarlar Birliği Ankara şubesi tarafından 2 Kasım 2019 tarihinde Ankara’da düzenlenen Konferansta “Dünden Bugüne Irak Türkmen Edebiyatı” Kerküklü gazeteci yazar Dr. Şemsettin Küzeci tarafından anlatıldı. Konferansı yöneten TYB Ankara Şb. Başkanı Mehmet Sait Uluçay açılış konuşmasında Irak Türkmen edebiyatı ve konuşmacı Şemsettin Küzeci hakkında kısa bilgi, ardından da Küreci’yi konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet etti. Küzeci konuşmasında, Önce Irak Türkmenlerin Irak’a yerleşmelerini, kültürlerini, edebiyatlarını ve sanatlarına değindi. Irak topraklarında 6 Türk devletinin kurulduğunu söyledi. Irak’taki Türklerin milli mücadele yolunda 1918-2019 yılları arasındaki vatanperverliklerini anlattı. Irak Türkmen edebiyatı 400 yıl Osmanlı ve umum Türk edebiyatının önemli bir parçası olduğuna vurgu yaptı. Türkmenler son 100 yıldır Kültür ve sanatlarıyla mücadelelerini sürdürdüler. Aksi takdirde Suriye Türkmenleri gibi asimile edilirdiler. Dedi.

Gazeteci, şair, yazar Şemsettin Küzeci, Irak Türkmen yazılı edebiyatı Usta şair Nesimi ile başladı, Fuzuli, Fazlı ve Ahdi ile devam etti. Günümüze kadar uzanana süreçte Irak’ta yüzlerce Türk şairi divan, hece, serbest, halk ve horyat ile şiir türlerinden ürünler verdiler. Bu şairler ürünlerini yeni Türkçe yazmış olsaydılar bugün Türk dünyasında daha çok tanınmış Kerküklü şair görebilirdiniz. Dedi.

Koşmasında Irak Türkmen şairlerinden Osman Mazlum, Şey Rıza, Mehmet İzzet Hattat, Salah Nevres ve kendi şiirlerinden örnekler okudu. Konferansta Küzeci ayrıca Telafer şairlerinden bahsetti. Daha sonra Telaferli Şair Miktad Havdioğlu, Sadık Yahyaoğlu ve Ammar Slooğlu’yu kürsüye davet ederek birer Telafer Şiiri okudular. Konuşmasının sonunda kitaplarını okurlarına imzalayarak hatıra fotoğrafı ile konferans son buldu.

Print Friendly, PDF & Email