Irak’ta Protestolar Durmuyor

Irak’ın başkent Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda dün gece yine on binlerce kişi toplandı. Üstelik protestocuların sayısı önceki günlere göre fazlaydı. Bu kez gösterilere genç kadınlar ve yaşlılar da katıldı. Çocuklu ailelerin de olduğu görüldü.

Irak’ta 1 Ekim’de başlayan protestolar, halkın yöneten elite öfkesini sokaklara taşıdı. Protestocuların talepleri arasında Başbakan Adil Abdülmehdi’nin istifası da var.

Cumhurbaşkanı Berham Salih dün Başbakan Abdülmehdi’nin meclisteki siyasi grupların yeni bir başbakan üzerinde uzlaşması halinde görevi bırakmaya hazır olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Salih, erken seçimin ise ancak yeni seçim yasasının kabul edilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

Irak Cumhurbaşkanı Salih yasanın gelecek hafta parlamentoya sunulmasını beklediğini belirtti.

ŞİMDİYE KADAR 250’DEN FAZLA İNSAN ÖLDÜ

Protestocular ise etnik ve mezhepsel güç paylaşımı üzerine kurulu siyasal sistemin tamamen değişmesini istiyor. Bir aydır süren protesto gösterilerinde 250’den fazla insan öldü.

Gösterilerde şiddet nisbeten azalsa da dün geceki protestolarda da güvenlik güçlerinin müdahalesinde üç kişi yaşamını yitirdi, 50 kişi yaralandı.

Print Friendly, PDF & Email

Irak’ta Erken Seçim mi olacak?

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih  “Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi, hazırlanacak yeni seçim yasası ve yeni bir seçim komiserliği çerçevesinde erken seçime götürmeyi kabul edebilirim” diyerek seçim sinyali vermiş oldu. Ülkede bir süredir devam eden hükümet karşıtı gösteriler konusunda açıklamalarda bulunan Salih, “Hükümet, Anayasa’da belirtildiği gibi herkesi kucaklayan bir yapı olmalı.

Yönetimin meşruiyeti, halktan kaynaklanır. Dolayısıyla göstericilerin meşru haklarının yerine getirilmesi için olağanüstü çaba harcayacağım” dedi. Salih ayrıca, “Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi, hazırlanacak yeni seçim yasası ve yeni bir seçim komiserliği çerçevesinde erken seçime götürmeyi kabul edebilirim.

Yeni seçim yasası için çalışmalara başladık ve seçim komiserliği üyelerini hizipçilikten uzak, uzman yargıç ve bağımsız kişilerle değiştireceğiz. Mevcut durum kabul edilebilir değil, değişmesi gerekiyor. Meclis olağanüstü çaba harcıyor ve gelişmelere göre bu çabasını daha da artırmalı” diyerek konuşmasına devam etti. Ülkede bir süredir devam eden protestolarda göstericilere karşı kullanılan şiddeti de kınayan Cumhurbaşkanı, “Kitlesel halk gösterilerinde şiddet kullanılması kabul edilebilir bir durum değil. Ancak buradan göstericilere de protestolarını barışçıl şekilde devam ettirmeleri çağrısı yapıyorum. Gösterilerde şiddet kullananlar derhal cezalandırılmalı. Ülke ancak kontrol dışı tüm silahların devlet elinde toplanması halinde tam anlamıyla bir güvenliğe kavuşabilir” dedi.

Print Friendly, PDF & Email

Kuzey Irak’ta Nokta Atışı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 gün önce “Kuzey Irak’ta terörle mücadele konusunda yeni sürprizler olabilir” sözleriyle duyurduğu operasyonlardan ilki dün Zaho kenti yakınlarında gerçekleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak’ta nefes kesen operasyonla biri üst düzey 3 PKK’lı teröristin bulunduğu aracı imha etti.

Türk istihbaratının Irak’ın Kuzeyinde görev yapan birimleri dün saat 16:15’te içerisinde PKK’nın üst düzey sorumlusunun da olduğu belirlenen bir aracın koordinatlarını Ankara’ya bildirdi.
Koordinatların gelmesiyle birlikte Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı Pars Filo’dan kalkan mühimmat yüklü F 16 savaş uçakları Irak’ın Zaho kenti Hezewa köyü yakınlarında içinde teröristlerin olduğu aracı tam isabetle vurdu.

13 günlük takip sonucu etkisiz hale getirilen teröristlerden birinin Türkiye’de İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı terörden arananlar listesinde olduğu öğrenildi. Teröristin, PKK’nın üst düzey sorumlularından olduğu öğrenildi.

Print Friendly, PDF & Email

Yüzlerce Aydınlarımız Var Fakat Bir Aydın Kerkük’ümüz var…

Yüzlerce Aydınlarımız Var. Fakat Bir Aydın Kerkük’ümüz var…

 Dr. Mehmet Ömer Kazancı

Hayat çırpınır dalgalarıyla öyle alıp götürüyor bizi ki, her şeye yetiştiremiyoruz. Hatta bazen yanı başımızda, geceli gündüzlü koşturarak kültürümüze, davamıza emek veren insanlarımızı göremez gibi oluyoruz. Hak ettikleri kadar arayıp soramıyor, ilgilenemiyor, değerlendiremiyoruz.  Borçlu kalıyoruz illâ.

Gerçi bunlar, vermekte oldukları emeklere karşı kimselerden teşekkür beklemiyor, öne çıkmayı ve ya “vitrinde” görünmeyi amaçlamıyorlarsa da, yine de üstümüze düşen hakları vardır. Yerine getirmeliyiz.

Bunlardan biri Aydın Kerkük’tür.

“Aydın” Türkmenlerin sevdiği adlardan biridir. Aydın adında yüzlerce insanlarımız vardır. Kerkük de tıpkı ona göre, Türkmenler arasında yaygın olarak kullanılan bir soyadıdır. Fakat Aydın Kerkük adında tek bir aydınımız vardır, hepimizin bildiği, hepimizin tanıdığı. Yazar, şair gazeteci ve Türkmen Edebiyatçılar Birliğinin öteden beri başkanlığını yapan Aydın Kerkük. Bu ad aslında edebiyat alanında kullandığı adlardan biri, fakat en yaygınıdır. Yer yer Abdulkadir Dağlarca, Cahit Yanardağ imzalarını da kullanmıştır. Kimliğinde, Abdulkadir Seyit Cebbar olarak geçer. Edebiyat çalışmalında kendi adları yerine, değişik nedenlerden dolayı, özel ad ve imzalar kullanan yazarların sayısı az değildir. Bunlara Aziz Nesin’i bir örnek olarak gösterebiliriz. Asıl adı Mehmet Nusret Nesin’di.

Aydın Kerkük çok erken tanıştığım edebiyatçı dostlarımdan biridir. Yaşıtımdır.  Benim gibi 1952 yılında dünyaya gelmiştir. Ancak benden çok önce edebiyat sahasına çıkmıştır. Her Türkmen edebiyatçısı gibi, edebiyata şiir kapısından girdiği için, basın organlarımızda ilkin şiirleriyle görünmeye başlamıştır. İlk şiiri on yedi yaşındayken Kardeşlik dergisinin Aralık-Ocak /1968-1969 çift sayısında genç kalemler sayfasında yayınlanmıştır. “Kerkük’ün Hasası” adındadır. Metni şöyle:

Bir garip ozan misali

Coşar Kerkük’ün Hasası

Sevdalanmış deli deli

Koşar Kerkük’ün Hasası

***

Alır dağlardan hızını

İnletir dertli sazını

Döker dizini dizini

Taşar Kerkük’ün Hasası

***

İner dağlardan dağlardan

Geçer bağlardan bağlardan

Sinesi dolu dağlardan

Yaşar Kerkük’ün Hasası

***

O bir garip geçer durmaz

Bizim halimizi sormaz

Taş köprüden haber vermez

Aşar Kerkük’ün Hasası

***

“Aydın” Ağlar için için

Kimse bilmez bunu niçin

Ey vatanım senin için

Yaşar Kerkük’ün Hasası

Tam elli yıl önce yazılan bu şiirde işlenen tema ve kullanılan ifade tarzı, Aydın Kerkük’ün edebiyat dünyasına kendini tam yetiştirdikten sonra girdiğini göstermektedir. Ve okuyucunun vicdanında şöyle bir kanaat oluşturmaktadır ki, Aydın Kerkük tek şiir türünü benimseseydi, tek bu türün çizgisi üzerinden ürünler verseydi, şimdi Türkmenlerin parmakla gösterilir üst düzey şairlerinden biriydi. Belki de, en ileride gelen şairiydi. Fakat o, yeteneğini tek bu yönde değil, değişik yönlerde kullanmayı tercih etmiştir. Bu tercihin nedenleri başında, edebiyatımızdaki boşluklar, kültürümüzdeki eksiklikler gelir.  Doldurulması gereken boşluklar, giderilmesi gereken eksiklikler. Bütün bunlarda katkısı olsun diye kendini tek bir yönde tutmak istememiş ve denediği her türde övünülür denecek bir derecede başarılı olmuştur. Gençlik döneminden kendini iyi bir kültür ile donatan Aydın Kerkük, Kardeşlik dergisinde yayımlanan kimi şiir ve yazıların, bazı kaynaklardan çalınmış olduğunun farkına, yazı işleri kurulundan daha önce varmıştır. Bu konuda dergiyi uyarmıştır. Uyarıya şu karşılığı almıştır: “Mektubunuzu üzülerek okuduk. Geç cevap verdiğimize özür dileriz. Bazı insafsız kimselerin, başkalarının yazı ve şiirlerini çalarak dergiye göndermeleri, maalesef, vaki oluyor. Onların isimlerini burada açıklamak istemiyoruz. Ama gelecekte yazı ve şiirlerine dergimizde yer vermemeye kararlıyız. (Sayfa: 40, Sayı: 1-2, yıl: 1069).

Diploma başka, edebiyat başka… Her insan, koşullar müsait ise, diploma sahibi olabilir. Diploma- gerçi günümüzde bu özelliğini bir az kayıp etmişse de -insana geçimini sağlamak için aradığı yollardan biridir. Oysa edebiyat bir merak konusudur. Bu merakı insan, okul ile değil, okumayla geliştirir. Yani kişisel gayret ile kazanılabilen bir avantajdır edebiyat.  Aydın Kerkük de sınıf koltukları üzerinden değil, kişisel eğitim, öz öğretim ile bu günkü konuma gelmiştir. Ortaokulun son sınıfına kadar eğitim alma fırsatını elde edebilmiştir. Geçim sıkıntıları yüzünden okulu bırakarak, serbest işlerde çalışmak zorunda kalmıştır. Arta kalan zamanından yararlanarak, kendini geliştirmek için, kitaplara sarılmıştır. Zaman zaman da edebiyat ortamında tanınan hocaların meclislerine katılmış, kulak kesilerek dinlemiş, kitaplarda bulamadığı bilgileri, her zaman şükranla andığı o güzel insanlardan öğrenmiştir. Kitap sevgisinin ilk coşkulu günlerini yaşarken, bu sevginin bir ifadesi olarak, küçük de olsa, bir kitapçılık dükkânı kurmuştur. Burasını, yalnız geçimini kazanmak için değil, ayrıca dost yazar ve şairlerle buluşma yeri olarak kullanmıştır. O tarihlerde Türkmen edebiyatıyla ilgili her kitabı, özellikle de yeni çıkan kitapları buradan elde etmek olanağını her kese sağlayabilmiştir.

İşte kendisiyle tanışmam o yıllara dayanır. O yıllarda, yeni çıkan kitaplar ile ilgili değerlendirme yazıları yazmaktaydı. Salah Nevres’in “Aynada Zaman” kitabı hakkında yazdığı değerlendirme, yurt gazetesinde yayımlanan ilk yazısıdır (Sayı: 115/1972). Bizim 1978 yılında çıkarmış olduğumuz “Sana Doğru” adlı ilk şiir kitabımız hakkında da aynı gazetede bir yazısı yayımlandı (Sayı: 483/1979). Yazısına Franz Kafka’nın tecrübelerinden söz ederek başlıyor ve kitabımızı için şunları söylüyordu: ” Kazancı bu kitabında, adından da anlaşıldığı gibi, aşk konulu şiirlerini toplamıştır. Zaten o bir duygu şairidir. Kendine özgü bir deyiş ve yumuşak bir söyleyişi vardır. Dili sade ve temizdir.”

Bu birkaç cümleye, edebiyat dünyasına yeni adım atan biri olarak, çok sevinmiştim. Bir dost beğenmişse, birçokları beğenmiştir diye içimden geçirerek, başımı bulutlar arasında hissetmiştim. Yola, bir kat daha cesaretle devam etmeme neden olmuştu. Bu yüzden ne zaman Aydın Kerkük ile bir araya gelsem veya nerede adını duysam, o yazıyı minnetle hatırlarım.

O sıralarda yayımladığı yazılarında çoğunlukla yeni çıkan kitapların tanıtımı ile Türkmen edebiyatına damgasını vuran yazar ve şairlerle ilgi biyografik ve örnek içerikli yazılar yazmaktaydı. Bunları döneminin Kardeşlik dergisi, Yurt gazetesi gibi basın organlarımızda yayınlamaktaydı. İsmet Sarıkahya’nın tespitine göre Kardeşlik dergisinde 29 yazısıyla iki şiiri, Yurt gazetesinde ise 28 yazı ve şiiri çıkmıştır.

2003’ten sonra basın organlarımızın sayısı artınca, yaklaşık hepsinde katkısı oldu. Bunların başında “Kale”, Es-Sadık” “Mezopotamya” “Sümer” ” Yıldız” adlı dergi ve gazetelerle, “Türkmeneli” ve “Kerkük” dergi ve gazeteler gelir. Bu iki son gazete ve dergide katkısı yalnız yazı yayınlamakla sınırlı olarak kalmamıştır. Yazı işleri kurullarında da yer almıştır. Bu kadroların önemli unsurlarından biri olmuştur. Türkmen Edebiyatçılar Birliği tarafından başlangıçta gazete olarak, daha sonra dergi şeklinde çıkarılan “Kerkük” basınının kapanışına kadar, yazı işleri yönetmenliğini yapmıştır. Türkmeneli gazete ve dergisinin günümüze kadar Türkçe bölümlerinin sorumlusu olarak çalışmaktadır.

Aydın Kerkük için tarih 2003’de başlamamıştır. Ömrünün gençlik yıllarından başlamış ve hiçbir dönemde davamızın nöbetçiliğini yapmaktan geri kalmamış veya bu davaya sırt çevirmemiştir. Başlangıçtan beri, davaya katılanların bir kısmından farklı olarak, o dönemlerde aldığı milli terbiye kurallarının dışına çıkmamıştır. Kendi kişisel çıkarları, aklının ucundan bile geçmemiştir. Bu yolda, yapılması ne gerekirse, onu hep en tertemiz bir vicdan ile yerine getirmeye çalışmıştır. Bu yüzden, o yıllarda geçim düzeyi, maişet seviyesi neyse, bu günlerde de aynıdır. Şikâyetçi değil. Her zaman millet ve mücadele sağ olsun diye şükür ederek, elinin içini-arkasını öpmekte, başına götürmektedir

Evet, Aydın Kerkük için tarih 2003’te başlamamıştır. Millet, gelip geçen rejimlerin testere dişleri arasında tüm haklarıyla, hatta tüm varlığıyla çiğnendiğini fark ettiği günlerden, mücadele urbasını giymiş, kalemini eline alarak yola çıkmıştır. Ne kadar koruyabilirse, savunabilirse, korumuş, savunmuştur. Özenini bir ara çocuklara vermiştir. Bunları kurtarmak mümkünse, milleti de kurtarmak mümkün olacaktır. Çocukları kurtarmak, onları dillerine bağlamak, onları milli duygu ile beslemek yolundan geçer diye düşünmüştür. Doğru bir düşünce kuşkusuz… 1972 yılında çıkarmış olduğu “Çocuk Şiirleri” adlı kitap, bu düşünceyi hayata geçirmek yolunda atılan önemli bir adımdı. Kitabı, kısa bir cümleyle okurlara sunmuştur: “bu günün küçükleri, yarının büyükleridir”. Çok manidar bu cümleden sonra kitaba, Ziya Gökalp, Tevfik Fırat, Mehmet Necatı Orankay gibi Türkiye şairleriyle bizimkilerden güzel örnekler almıştır. Kitap, Türkmen edebiyatı çocuk şiiri alanında, Reşit Kazım Beyatlı’nın 1968 yılında yayınlamış olduğu “Mektepli Şarkı ve Şiirleri” adlı eserden sonra, ikinci eserdir. Onda bulunan şiirlerden birkaç şiir içerse de, farklı şiirler çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu yüzden, “Mektepli Şarkı ve Şiirleri” kitabı yayınlanırken, millet tarafından ne kadar ilgi görmüşse, o kadar ilgi görmüş ve onun kadar bir boşluğu doldurmuştur.

Bir yıl sonra, yanı 1973 yılında “Nazım Refik Koçak’ın Hayatı ve Şiirleri” hakkında hazırlamış olduğu eser de, aynı ilgiye nail olmuştur. Nitekim şair hakkında daha sora yapılan bütün çalışmalarda, hatta Rahmetli hocamız üstat Ata Terzibaşı’nın “Kerkük Şairleri” kitabında, kaynak olarak gösterilmiştir.

1981 yılında, diğer nadide bir çalışmaya imza atmıştır. “Hicri Dede: Hayatı ve Eserleri” adlı bu çalışma, altı temel bölümden oluşmaktadır: “Hicri Dede hakkında yazılan yazılar”, “Şairin oğlu Faik Dede’ye çağrılar”, “Şiirlerinden örnekler”, “Hoyrat ve Dörtlükleri”, ” Filistin hakkında yazdığı Şiirler”, ve “Hakkında yazılan mersiyeler”. Bu eser yalnız Hicri Dede hakkında kapsadığı önemli bilgiler açısından değil, ayrıca Dede’yi o tarihlerde kendilerine mal etmek isteyen bazı etnik gurupların iddialarını çürütmek, ağızlarını kapatmak açısından da çok önemli ve tam zamanında yayımlanmış bir belge niteliğindedir. Bu yüzden edebiyat ortamında hak ettiği takdire şayan olarak karşılandı. Eser, daha sonra Dede hakkında neler yazılıp söylendiyse de, günümüze kadar değerinden fazlaca bir şeyler kayıp etmemiştir.

2003 yılında çıkardığı “Ata Terzibaşı’nın Hayatı ve Eserleri” adlı kitap da, az önce sözünü ettiğimiz eserin bir benzeridir. Yine derlemedir. Ancak ne var, yarısı Arapça yarısı Türkçe olarak üzere iki dildedir. Türkçe bölümünde Aydın Kerkük’ün kendisinin kaleme almış olduğu iki değerlendirme yazısının yanı sıra, hocamız hakkında yazılan yazılar ile eserlerinden örneklere yer verilmektedir. Arapça bölümü de ayni şekilde tertip edilmiştir. Burada hocamızdan verilen örnekler, Arapça çalışmalarından alınmıştır. Eserin en önemli bölümü, Hocamızın edebiyat sahasına atıldığı günden, 1992 yılına kadar basın organlarında yayınlamış olduğu yazılarının bibliyografyasını içeren bölümdür. Tam on dört sayfadan oluşan bu bölümden anlaşıldığına göre, hocamız, ilk yazısını Arapça olarak “Kerkük Köprüsü” adında 15. 4. 1946 tarihinde Bağdat’ta çıkarılan El-Cihat dergisinde yayınlamıştır. Ve yazarlığı boyunca “A. T” rumuzu başta olmak üzere yazılarında değişik imzalar kullanmıştır.

Aydın Kerkük’ün, sözünü ettiğimiz çalışmaları yanında, diğer yayımlanan ve yayımlanmayan çalışmaları da vardır. Bütün bu çalışmaların gerçekleşmesinde harcadığı çabalar göz önünde tutulursa, yine de onun, davamıza, kültürümüze vermiş olduğu hizmetleri hakkıyla değerlendirmek yeterli olmayacaktır. Çünkü her çalışmanın görünmeyen tarafları vardır, çile çektiren, gerginliğe neden olan, kolaylıkla atlatılmayan zor tarafları. Aydın Kerkük de, o çalışmaları yaparken, şüphesiz ki, bunları yaşamıştır. Hatta çalışmalarına aynı kararlılık ile devam ettiği için, günümüzde de yaşamaktadır denebilir. Türkmen Edebiyatlar Birliğinin öteden beri başkanlığını yapmaktadır. Birliği geliştirmek için, elinden geleni geride bırakmamaktadır. Fakat bunu başarmakta kimi maddi, kimi manevi zorluklarla karşılaşmaktadır. Maddi zorlukların üstesinden gelmek, bazen, mümkün oluyorsa da, manevi zorlukları atlamak kolay olmuyor nedense. Edebiyatçılarımızın zevkleri ayrı, mizaçları ayrı, kültürleri ayrı, istekleri ayrı, nazları ayrı… Bu gibi insanlar arasında iş görmek kolay mı dersiniz. Elbette ki değildir. Buna karşın Aydın Kerkük, söylemesi uygunsa, ağacı ortasından tutmaya çalışıyor. Her hafta bir etkinlik, bir faaliyet… Kimi muhteşem, kimi sıradan… Kimi imkânlar dâhilinde, kimi imkânları zorlayarak… Hedef, bir yandan, Türkmen edebiyatını bütün teferruatıyla canlandırmak, aydın yüzünü göstermek, öte yandan gönülleri/ kuşakları birbirine bağlamak, söylem ve eylem birliğini sağlamaktır. Aydın Kerkük, bütün bu hedeflerin peşinde. Şimdi değil, yıllar öncesinden. Mücadele urbasını ilk giydiği günlerden, parmakları arasına kalemini ilk sıkı tuttuğu günlerden… Bu urbayı çıkarmayacak, o kalemi elinden düşürmeyecek, eminim. Geri kalanı Allah’tan, Allah güç versin, sabır versin, sağlık, esenlik versin, Kaç Aydın Kerkük’ümüz var.

Print Friendly, PDF & Email

IŞİD Lideri el-Bağdadi Öldürüldü

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu sabah öldürüldüğünü açıkladığı ve “DEAŞ elebaşı Ebubekir el-Bağdadi’nin yerine geleceği 1 numaralı isim” olarak nitelediği IŞİD’linin, IŞİD Sözcüsü Ebu Hasan el-Muhacir olduğu belirtildi.

Beyaz Saray’dan bir yetkili, Trump’ın bu sabahki “Bağdadi’nin yerine geçecek 1 numaralı ismin Amerikan askerleri tarafından ortadan kaldırıldığı teyit edildi.” ifadelerine ilişkin açıklamada bulundu. Yetkili, “Başkan’ın bahsettiği kişi, DEAŞ sözcüsü Muhacir’di.” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump bu sabah Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Bağdadi’nin yerine geçecek 1 numaralı ismin Amerikan askerleri tarafından ortadan kaldırıldığı teyit edildi. Büyük ihtimalle en üst görevi alacaktı ama şimdi o da ölü.” ifadelerini kullanmış ancak öldürülen kişinin ismini açıklamamıştı.

IŞİD elebaşı Ebubekir el-Bağdadi, 8 helikopterle İdlib’in kuzeyine giden ABD Özel Kuvvetlerinin düzenlediği operasyonda ölü ele geçirilmişti.

Trump, önceki gün yaptığı basın toplantısında, Bağdadi’nin bulunduğu evin altındaki ucu kapalı tünellerden birine girdikten sonra üzerindeki intihar yeleğini patlatarak yanındaki 3 çocukla birlikte öldüğünü açıklamıştı.

 

Print Friendly, PDF & Email

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan Türk vatandaşlarına Irak uyarısı

S.Küzeci/Türk Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın çeşitli kentlerinde meydana gelen gösteriler sebebiyle Türk vatandaşlarının zorunlu olmadığı takdirde olayların yaşandığı bölgelere seyahat etmekten kaçınmaları tavsiyesinde bulundu.Bakanlığın İnternet sitesinden ” Irak için Seyahat Uyarısı  başlıklı bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Irak’ta bugün yaşanan gelişmelere bağlantılı olarak Türk vatandaşlarına uyarılarda bulunuldu.

Başkent Bağdat dahil Irak’ın çeşitli vilayetlerinde başlayan gösteriler nedeniyle Türk vatandaşlarının zorunlu olmadığı takdirde olayların yaşandığı bölgelere seyahatten kaçınmaları tavsiye edilen açıklamada, “Halihazırda Irak’ta bulunan vatandaşlarımızın ise Irak makamlarınca yapılabilecek uyarıları yakından takip etmeleri, kalabalık yerlerde bulunmaktan kaçınmaları ve kişisel güvenlikleri konusunda müteyakkız olmaları tavsiye edilmektedir.” değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, “Durumdan etkilenen ve yardıma ihtiyacı olabilecek vatandaşlarımız ile Irak’taki yakınlarına ulaşamayan vatandaşlarımızın Konsolosluk Çağrı Merkezine (90 312 292 29 29), ilave olarak Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliğine (964 771 233 9023) numaralı telefondan ve embassy.baghdad@mfa.gov.tr  e-posta adresinden doğrudan ulaşmaları mümkündür.” ifadeleri kullanıldı.

 

Print Friendly, PDF & Email

Bağdat Yine Karıştı

 

Bugün 25 Ekim 2019 Cuma günü Bağdat yine karıştı. Ekim ayı itibarıyla protestoya başlayan Irak’taki çeşitli kesimler. Bugün bir daha bir araya gelip hükumeti düşürmeye yönelik protestoya çıktılar. Irak polisi göz yaşartıcı gaz kullanarak çok sayıda protestocuyu yaraladı. Aynı zamanda bir gencin öldüğü belirlendi. Öte yandan Irak güvenlik güçleri Yeşil bölgeye giden Cumhuriyet köprüsünün yollarını taş barikatlarla kapattı.

Print Friendly, PDF & Email

Kerkük’ten Ardahan’a “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri”

Kerkük’ten Ardahan’a

“Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri”

17-19 Ekim 2019

Dr. Şemsettin Küzeci

 

Ardahan Üniversitesi’nin üçüncü kez düzenlediği ve bizleri davet ettiği “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliğine ilkinde Azerbaycan’da olduğum için Irak Türkmenlerini temsilen Telaferli şair Davut KABAĞ kardeşimi göndermiştik. İkincisinde ise, İletişim kopukluğundan dolayı yine kısmet olmamıştır. Ancak bu yıl ne olursa olsun dedik mutlaka katılacağız. Üniversite Rektörünün imzasıyla davetiye geldikten sonra izinlerimizi ve hazırlıklarımız tamamlayarak, Ardahan’a doğru yola koyulduk. Ankara’dan Kars’a oradan da Ardahan’a hareket ederek bizleri Kars Havaalanında Dr. Mehmet Kıldıroğlu karşıladı. Benimle birlikte İzmir’den şiir yarışmasında dereceye giren şair Abdullah Direnç Baykal Üniversitesinin özel otobüsüyle Ardahan üniversitesine hareket ettik. Üniversitenin Yenisey kampüsü-Yenisey Konukevinde bizleri sıcak bir şekilde Fahrettin Akyol Bey ve Zehra Cankan hanımefendi karşıladılar. Odalarımıza yerleştikten sonra öğle yemeğinin Ardadan üniversite kampüsünü dolaştık.

Dil, Edebiyat Bölümleri ve Kütüphane Ziyareti

Yenisey Konukevinden Üniversite ziyaretimizde etkinlik için görevlendirilen Türk Lehçeleri bölümünde Yüksek Lisan öğrencisi Zehra Cankan bizlere eşlik ve rehberlik etti. Önce dil bölümüne daha sonra edebiyat bölümünü ziyaret ettik. Rusça bölümünden öğretim üyesi, Nahçivan kökenli Doç. Dr. Tamilla Aliyeva ve Prof. Dr. Günay Karaağaç, Dr. Nurgül Bağcı, Dr. Tagi Silahşör, Dr. Bünyamin Tetik hocaları ziyaret ederek, tedrisatın durumunu ve Türk dili edebiyatı hakkında fikir alışverişi yapıttık. Ardından da Irak Türkmen edebiyatı ile ilgili bazı eserlerimizi takdim ettik.

Ardahan’ın Özel ve Tarihi Mekanları

Üniversiteyi gezdikten sonra, zamanı değerlendirmek amacıyla Zehra kızımızla Ardahan turu yapmaya karar verdik. Doç. Dr. Tamille Aliyeva bizleri kendi aracıyla merkeze bıraktı. Ardahan’ın tarihi Ardahan’ın Kalesini, Kür Nehrini, Kongre Merkezi Müzesi, Dursun Akçam Kültür Evi, Yanık Cami, Ardahan Halk Kütüphanesini ziyaret ederek hatıra fotoğrafları çektik. Ardahan İl kütüphanesine bazı kitaplar takdim ederek yeni kitaplarda göndereceğimize söz verdik. Dursun Akçam Kültür Evi Müdürü Metin Onay Bey’e de kitaplarımızdan takdim ettik. Nisan 2020 tarihinde Bahar şenliklerinde bir konferans vereceğimize söz verdik.

 Kültür Yuvası Erdal Uygur Kunduracı Dükkânı

Her şehirde olduğu gibi bazı esnafların kültür işleri ile yakından ilgilendiğini ve memleket meselelerini yakından takip ederek bazı aydınlarının sempatisini ve sevgisi kazanılmıştır. Ardahan şehrinde de Erdal Uygu Bey bir Kunduracı ustası, ama dükkanına vardığımızda 2 Üniversite hocası ile de tanıştık ve kaynaştık. Erdal Beyin Irak, Suriye ve Ortadoğu konuları ile ilgili koyu sohbetine doyamadan çaylarımızı içip kendisine ve misafir hocalara kitaplarımızı takdim ederek, hatıra fotoğrafı çekerek dükkanından ayrıldık.

Ardahan’a Mahsus Kaz Mantısı, Gözleme ve Kate

Zehra kızımızla ve üniversite hocamız Tagi Silahşör bizleri Ardahan’ın meşhur “Evim Mantı” evinde bizleri “Gözleme” ile “Kate” yemeğine davet ettiler. Ardahan’a özel olarak bilinen bir çeşit börek olan bu iki yiyecek, gerçekten de çok lezzetli bir börek çeşidi olduğunu gördük. Kaz mantısı için aynı şeyi söylemeyiz. Nedeni çok kolay çünkü Kaz mantısı mevsimi olmadığını öğrendik. Kaza Mantısı yemek için “Özge Mantı” Restoranda apar topar gittiğimizde dediler ki, Kasım ayından önce yapılmaz. Çünkü daha Kazın göğsü kara değmemiş, ancak Ardahan Mantısı’nın lezzeti de kaz mantısı kadar var idi. Doyasıya yedik, elhamdülillah dedik.

 Dursun Akçem Kültür evi ve Dil ve Estetik Grubu

Dursun Akçam Kültür evinde bulunduğumuzda Ardahan Üniversitesinin öğrencileri kurdukları “dil ve estetik” grubu adına faaliyetlerine tanıklık yaptık. Haftanın belirli günlerinde her çeşit faaliyet yaptıklarını söylediler. Bizim bulunduğumuz saate “film izleme” faaliyetlerini gördük. Grubun danışmanı Dr. Bünyamin Tetik ciddi bir şekilde öğrencilerin kişisel gelişmelerine katkıda bulunup çapa gösteriyordu. Kültürevi de kapılarını tüm öğrenciler açıp ikramda bulunulması takdire değerlendirilir.

 “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliğin açılışı

Ardahan Üniversitesince geleneksel olarak düzenlediği “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” bu yılda üçüncüsünü başarıyla gerçekleştirdi. 17-19 Ekim 2019 tarihleri arasında Ardahan Üniversitesi kampüsünde düzenlenen etkinliğe; Türkiye, Azerbaycan, İran, Irak ve Gürcistan ülkelinden yaklaşık 30 şair ve 10 aşık katıldı. Etkinliğin açılışı Ardahan üniversitenin Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Açılış törenine Ardahan Valisi Mustafa Masatlı, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber, İl Milli Eğitim Müdürü Fikret Çerkezoğlu, KOSGEB İl Müdürü Ramazan Sivri, İl Müftüsü Ramazan Pehlivan, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Erkan Özdemir, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şakir Aydoğan, Genel Sekreter Hadi Gergit, konuk şairler, aşıklar üniversitenin akademisyenleri ve idari personelin yanında yerel basın mensupları ve çok sayıda şiir, edebiyatsever öğrenciler katıldı.

Sunuculuğunu değerli şair dostumuz Mehmet Yaşar Genç’in yaptığı açılış programı saygı duruş ve istiklal marşının okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet BİBER yaptı. Konuşmasında şunları kaydetti: “Değerli gönül dostları bu yıl 3. kez düzenlediğimiz, “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Âşık Günleri” programına hoş geldiniz Ardahan Üniversitesi olarak bulunduğumuz coğrafyanın değerlerini; tanımayı, keşfetmeyi, devamını sağlamayı ve tarihimiz kadar eski bir geçmişe sahip olan âşık edebiyatımızı yaşatmayı kendimize şiar edindik. Ozanlar diyarı Ardahan’ın şiir ve âşık geleneğini devam ettirmek için bu programı düzenliyoruz. Şiir; insanın kendini bilmesi ve anlamanın yoludur. Konusu Ardahan olan şiir yarışmasını düzenlemenin ayrıca gurunu yaşıyoruz. Bu yarışmayla Ardahan aşığı yüzlerce genç şairin şiirlerini okuma fırsatı bulduk. Ozanlık geleneğimizin önemli temsilcilerinden, Çıldırlı Âşık Şenlik’i her yönüyle tanımak ve tanıttırmak için ARÜ olarak, “Âşık Şenlik Araştırma Merkezimizi” yakın zamanda kuruyoruz. 750 kişilik Âşık Şenlik Kültür ve Kongre Merkezi projemizi tamamlamanın mutluluğunu ve heyecanını sizinle paylaşmak istiyorum. Bunun yanında, şairlerimizin Ardahan’a gelip bu güzel şehrimizden ilham alarak yazdıkları şiirleri bir araya getirerek, bir şiir antolojisi kitabı hazırlıyoruz. Kitabı, siz değerli okuyucularla kısa zamanda buluşturacağız”. Ardahan Üniversitesi rektörü Prof. Mehmet BİBER konuşmasını Metin Önal Mengüşoğlu’nun, “Kardeşime Mektup” adlı şiirini okuyarak sözlerini noktaladı.

Kardeşime Mektup

Kolsuz ve düğmesiz ve sağ göğsünde bir rozet deliği olan Frenk gömleği,
Bekâr terleriyle sırılsıklamdı, hayata acemi erkeğinin,
Ah gülüm, onu kanla ıslatmayı becerdiğim gün artık ne esirlik ne zulüm,
Ne de gözlerimde sabah tuvaletinden arta kalan sabun köpüğü…

Kardeşlik, dostluk ve arkadaşlık
Bir sancının vücuda ilk girmesi gibi sıcak ve güzel bir şeydir sevgilim.
Çünkü ben onlarla geçtim gerçek bir buluşma olan namazın,
Kesin ve ödün vermeyen saflarından…

Sana döndümse şimdi ben, bütün eski sevgilerimi yığarak döndüm.
Yaşayamadıklarım yaşayabildiklerimden daha çok ve daha layıksa özlenmeye,
Sesim seninle daha gür, şarkılarım daha özgürse, bil ki;
Yaşayamadıklarımızı yaşanabilir kılmak için savaşmak,
Seninle bir menekşeyi koklayıp soldurmaktan daha güzeldir…

İsterdim öğrenmesin ta doğacak oğlum bile sana nasıl yandığımı.
Ben tırnağımla koparırken ta göğsümdeki kermeleri,
Doğacak çocuğuma emanet olsun öfkem, kılıcım ve heyecanım
Ve yüreğim soğusun diye sevgilim yüzüne bakıp susacağım.
Başını bağlayıp düş ardıma, sevgilim düş ardıma
seninle bir adım daha yaklaştım, daha yaklaştım muradıma…

ve ben diplomalarımı yırttımsa, bunun üstüne kılıcımı kınından sıyırdımsa
kalleşliği bir hamlede yere vurdumsa
savur gülüşlerini ne duruyorsun, konuş dillerin olayım,
Ağla dua et, çünkü hıncımda tazedir sevincimde
Çünkü tek sevda var şimdi içimde ”kavgamız” ve saflarımızda senin yerin…

Nasılda dadanmış sarışın sırtlanları daha gömülmediğimiz mezara, şu küfürbaz kuşağın.
Nasılda tutmuş, kuşatmış yolumuzu, gölgesi arkadan vuranın, alçağın.
Lakin bir umut bulunur daima, bulunur elbet,
Çıkıp sıyrılmaya doğru açılmış bir bitmez umut.
Ki, inancın ve aydınlığın kapısı odur, odur başımızı dik tutarız,
Odur yenilmeyiz karşılaştığımız ilk tahakküme, ilk karanlığa, ilk tel örgüye…

Bizimde haberlerimiz vardır sevgilim ikimizin arasında
Bütün kardeşlerimizin başı bağlıdır ona.
Ve bizim, çünkü bizim haberlerimiz vardır sevgilim; sağlam ve sadık.
Tutunur dağ aşarız yardımıyla, tutunur bileniriz,
Tutunur silme insan olan künyemizi yar kılarız sevdasına…

Sana anlatacağım şeyleri kafamda toparlamadan daha,
Kundaklamaya çağırıyorlar karanlığın kalleş bekçileri,
Tam bir adım kala sabaha uyanıyorum…
Ben ürküntüyle uyanınca çalıyor zilleri kafamın içinde; iğrenç, utanmaz

O zaman koşup Kitabımızın sözlerine saklanıyorum.
Kitap beni itiyor alanlara ve kitap beni itince alanlara
Görsen yiğidin ne kadar cesur ve ne kadar atılgandır.
O zaman bir özge candır, vay heyran yiğidin bir özge candır,
Anasına layık oğul, çocuklarına baba ve sana sultandır…

Esmerim, güzelim, nazlı yârim,
Tam kumrular tüy düşürürken yere, şafak üzere
ve bizimkiler, Kitabın kavline göre ayaklanınca
Ko gideyim, ko ki serbestlesin zincirlerimiz,
Ko ki korkak, ko ki kaçak demesin kimse,
demesin yiğidine….

Program protokol konuşmaları ile devam etti. Ardahan Valisi Mustafa Masatlı, programda yaptığı konuşmada, şunları söyledi. “Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı’ndaki askerlere başarı diledi. Bin yıldır bu topraklarda kültür ve medeniyetin yaşatıldığını bu topraklar pek çok medeniyete ve kültüre beşiklik etmiş topraklardır. Bizim atalarımız da Sultan Alparslan‘dan bugüne kadar yaşamını sürdürmüş ve ilelebet yaşamayı sürdürecek bir millettir. Yaklaşık bin yıldır bu coğrafyada var olan milletimiz, bu coğrafyanın Yunus Emre’den günümüzde yaşamış Aşık Şenlik’e kadar birçok değeriyle gerçek bir kültür yuvası, gerçek bir medeniyet olması için hizmet etmiştir.” Sözleri konuşmasını tamamladı. Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir ise, konuşmasında şunlara vurgu yaptı. “Milletleri millet yapanın o milletin kültürleridir. Eğer ortada bir kültür var ise o kültüre ait bir milleti aramak lazım. Eğer ortada bir millet var diye bir iddia varsa o millete ait bir kültür lazım. İşte bizi biz yapan, yer yüzünde yedi cihana, biz milletiz, Türk milletiyiz diyorsak, bize bu kültürü yaşatan şairlerimiz, ozanlarımız, edebiyatçılarımız, kültür elçilerimiz ve onların bugünkü temsilcileri yani sizler sayesindedir. Hepinizin önünde devletimiz ve milletimiz adına saygı ile eğiliyorum”. Diyerek sözlerini bitirdi.

Ardahan Konulu Şiir Yarışması Ödüle Töreni

Protokol Konuşmalarının ardından Ardahan konulu şiir yarışması hakkında Jüri Başkanı Ferman Karaçam kürsüye davet edildi. Karaçam; yarışma ile ilgili önemli detaylar verdi. Yarışmaya Türkiye’nin birçok üniversitesinden 131 şairin katıldığını ve jüri üyeleri Ahmet Efe, Bestami Yazgan ve Nuray Alper’e teşekkür etti. Ardından da dereceye giren şiir ve şairler açıklandı.

Birincilik derecesine giren şiir: “Bir Malakanın Dökülmüş Sütüne Ağıt” yazarı Muharrem Yeni.

Bir Malakanın Dökülmüş Sütüne Ağıt

Gürcüelleri avucundan su içmek için bekler

Bir terekemenin uykusuz rüyasıdır ellerin

Kutlu bir tebessüm bırakır Harakani göğüne

Elvanlı kuşların semasıdır bu

Ak yeleli bir at koşar beyaz dağlar üzerinde

Rahvan bir rüzgâr, kar ve nar üzerine yemin içilmiş

Sabahlar Hay ki ordular çarpışır, Süleyman bir kale gibi göğerir

Aşık bir gelin mi o gölünde karlarla yıkanan

Ve bin yıllar maşuk eden kendini sarı saçlı mavi gözlü insanlara

Bitkin bir tanrının Posof kokan saçları

Sarmaşık gibi dolandı kaz çobanın gönlüne

Mevsimin şirin olsun demekli dili

Nazlı kazlar kaderle mi göçer gözlerinden

Bir han ki kar yüklü kervanların durduğu

Ey ki bir mutrufun değneği gibi kaba etlerimizi yakan soğuk

Murusları dökülmüş trenler gibi ömrümüz

Kars ellerinden varamaz sana

Kızaklar çeker kahrımızı çoban sürüleriyle

Ellerinde haşlak kartopları

Özü çürük bir kapının eşiğinde

Kan kınından çıkınca bir ur saplandı malıma

Sütüm döküldü huş oldum

Muharrem Yeni

İkincilik derecesinde: “Onlar Şiirleriyle Geldiler Benimse Zubunumda Kafkasyadolu” yazarı Serkan Karabostan.

Onlar Şiirleriyle Geldiler Benimse Zubunumda “Kafkasyadolu”

 Dağlarından şair heybelerinde iner akşam vakti,

Çeçil kokularında günbatımı;

Alın teri ağırlığında sevdayı anlatır.

Bir renk koymuşlar avcumuza çocuğum,

Bildiğim tüm tabloların ellerinde kırılmış bastonları,

Beyaz başka beyaz

Yeşil başka yeşil.

Neresinden tutarsan tut yarım kalmış bir mısradır hep.

Bir pürçek denir buralarda tutkunun adına

Altaş Kalesi’nde buluşur yalnızlığımız sonraları

İkiye katlanır elimizde ne varsa.

Büyük şehirlerden gelen yorgunluklarla çalınacaktır kapımız

Ahmet abim, asma şu suratını

Her gece Çıldır üstünde görürüm

Koskoca üç yıldız gülümseyip durur der.

Hem daha işlemedi mi ıslanmazlığı kaz çığlıklarının gözlerine?

Umut buralarda öğrenilir

Maviyi fabrika bacalarından tanıyan çocuğum

Gittiğin yerlerde anlatılır.

Diz kapaklarına yaralar toplayıver şu çıplak yollardan

Zubunun içinde sayısız yama olsun

Kafkaslardan geçtim dersin soranlara

Rüzgâr doldur ellerini sakladığın ceplerine

Gün gelir yetmeyiverir harfler

Cümlelerin ucunda, sırtına üşümeyi örtünen çatılar birikir kaygan kırmızılarda

Sesteş kelimeler bin türlü gitmek vurur çene kemiklerine

 

Rüzgâr doldur zubunun yamalarına çocuğum

Buğulu otobüs camlarının ardından bu veda vakti

Fotoğraflarından yalıtılmış yüksek katlı kalabalıklar olmasın yanında

Bir Ahmet abim, bir Ardahan, bir de sevdayı bilmezdim geldi başıma türküsü sığsın gözkapaklarına

 

Ölmemek budur çocuğum

Öyle filozoflara kalmış uzun tanımlar

Uzaktan yaşamak üstüne üstlük

Ölmemek, rüzgâr toplamak yani

Yaşıyorum diyebilmek ağız dolusu

Ölmemek bir pürçek Ardahan’dır çocuğum.

 

Üçüncülük derece’yi kazanan “İpek Yolu: 75. Menzil” adlı şiirleriyle Abdullah Direnç Baykal oldu.

İpek Yolu: 75. Menzil

Kar oldum da sulu sepken yağdım has bahçesine

Yağmur oldum da çisil, ağdım Ardahan Kalesine

 

Yeşil peçesini düşürür gerdanına

Dağları aralamaya çıkar Bülbülan

Şavşat kibarca yana çekilir

Zarafetle öne çıkar Ardahan

 

Ardahan, Kura’nın en sakin kolu

Sıyırır dirseğini, çeker karı, soğuğu

Köylerin izniyle sulanır ova

Susuz’un itirazı suya yazılır

Orman ılık nefesini üfler çamlara

 

Ardahan bir Halktan Sesler korosu

Yaylalar bahar dalı, tepeleri kardelen

Bilinmedik çiçeklerin gelincik teni

Yurt arayan arılara sırça bedesten

Bir kavanoz balda suretleri görünür

 

Ardahan, Kafkaslardan duyulan şarkı

Hızlı kalp çarpıntısı serhat şehirlerinin

Buzdağında kaybolan hüzünlü ordu

 

Gölün üzerinde kızaklar kayıyorsa; Çıldır

Sazanların sırtında da yüzebilir ‘ısız acun’

Kaz kurusu, feselli, kımı turşusu, katmer

(Yemekler de bazen çıldırma nedeni olabilir)

Dağa ova, köze nehir, çöle Mecnun

 

Dereboyu, volta atan kazlara bırakılmıştır

Oyunlar çocuklara, anne seslenişleri sokakta

Büyüdükçe yankıları, beyaz geceler

Donan kirpik çözülür, ısınır beden, yanar soba

Karda yürür semender

 

Posof naif, Gürcistan’a el sallar

Göle, kar altında uzak bir sancak

Doğunun tarihinde kayıp zaman

Damal yükselme düşü şahinlerle

Sorulara yanıt arar Ardahan

 

Kar oldum da sulu sepken yağdım has bahçesine

Yağmur oldum da çisil, ağdım Ardahan Kalesine

 

Yalnızçam, Evliya Çelebi’ye selam gönderir:

Bir sincap Ardahan’dan Edirne’ye

Ağaçlar üzerinde zıplayarak gidebilir.

 

Mansiyon ödülünün sahibi ise; “Ardahan” adlı şiiriyle Muhammed Muhammedoğlu oldu.

ARDAHAN

Kuzey doğu’da, bir şirin vilayet.
Doğu’nun incisi, ziynet Ardahan.
Kışın soğuk, yazın serin vilayet.
Her mevsimi, ayrı kıymet Ardahan.

Çıldır Gölü’nde, ye sarı balıktan.
Bu cennet, arınmış kalabalıktan.
Hissene düşürmez pay hastalıktan.
Cennet Türkiye’de, cennet Ardahan.

Kaşar peynirini, çiçek balını…
Mutlak tatmak gerek hıngalını.
Kaz eti ki; alır insan aklını.
Mutfakta diyar-ı lezzet Ardahan.

Damağa hizmettir cevizli kete.
Nasıl yaratılmış? Bak berekete.
Büyük iftihardır bu memlekete.
Bir altın tepside, nimet Ardahan.

Kale oldun, baktın sen Kafkasya’ya.
Gürcüler alamaz, vermem Rusya’ya!
Üç bin yıldır, kurdun tahtı dünyaya.
Yaşayasın, ebet müddet Ardahan!

Şehidi kefensiz, bu vatan bizim.
Varsın farkımıza, şu cihan bizim.
“Bel kemiğimizdir Ardahan” bizim!
Hazine içinde, servet Ardahan.

Bahar gelir, çiçek açar çayırlar.
Danayla, tosunla dolu ahırlar.
Onu anlatmaya yetmez satırlar.
Sonsuzluğa giden davet Ardahan.

Geçer ortasından, kura ırmağı.
Dört bir yanına da toplamış dağı.
Merttir insanları, serttir toprağı.
Sinesinde saklar, heybet Ardahan.

Göllerinde yaşar alabalıklar.
Oluşmuş üstünde de adacıklar.
Konaklar martılar, karabataklar…
Ediyor, aleme hizmet Ardahan.

Değişen zamanlar, ömürler boyu.

Şöhretin dolaşır, şehirler boyu.
Aylar, yıllar değil; asırlar boyu
Zarafeti sende, beklet Ardahan.

Dereceye girenlerin ödüllerini ve temsili çeklerini sırasıyla Ardahan Valisi, Belediye Başkanı ve Ardahan Üniversitesi Rektörü takdim etti. Mansiyon ödülünü ise, Jüri Başkanı Ferman Karaçam takdim etti.

“Şiir, İnsan ve Edebiyat” Konulu Paneli

Etkinlik programı kapsamında “Şiir, İnsan ve Edebiyat” konulu panel gerçekleşti. Panelin Moderatörlüğünü aslında şair ve yazar Metin Ünal Mengüşoğlu yapacaktır. Ancak bazı nedenlerden dolayı toplantıya geç kalınca panelin moderatörlüğünü şair ve yazar Ekrem Karadişoğulları üstlendi. Konuşmacılar ise, Prof. Dr. Rıdvan Canım “divan şiirinde şehir” ve Prof. Dr. Nurullah Genç ise, “şehir ve medeniyet” konularını anlattılar. Panelin ardından Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber bir değerlendirme konuşması yaparak panelist ve moderatör’e teşekkür ederek, kentlerine birer teşekkür belgesi takdim etti. Şairler ve öğrencilerle birlikte toplu hatıra fotoğrafı çektirerek etkinliğin ilk oturumu son buldu.

Şair, Yazarların Kitap Tanıtımları ve Kitapların İmzalaması

“Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliğine katılan şair ve yazarlar bu oturumda her şair için bir masa tahsisi edilerek kitaplarını okurlarına imzaladılar. Ayrıca okurları, üniversite öğrencileri ile yüz yüze sohbet edip fotoğraf çektiler. Bu bağlamda bendeniz Şemsettin Küzeci ve şair yazar arkadaşım Nuray Alper, öğrencilere destek olmak ve kitap okumalarını teşvik etmek amacıyla kitaplarımızı ücretsiz olarak imzaladık. Öğrencileri bir nabza olsa bile mutlu etmek ve onlara bu mütevazi hizmeti sunmak bizleri gayet mutlu kılmıştır. Diğer taraftan da başka bir husus dikkatimizi çekti. Oda bazı yazar arkadaşlarımızın kitapları yayın eviler İnternet üzerindeki fiyatın hemen hemen iki katına satıldığını gördük. Öğrencilerin de kısıtlı imkanları bu kitaplara yaklaşmamalarına neden olduğunu gördük…!

Şair ve Aşıkların Gece Sohbeti

Etkinliğe katılan şair ve aşıklar üniversite öğrencileri ile birebir sohbet ortamında bir araya geldiler. Ortamı sağlayan Rektör Prof. Dr. Mehmet Biber bu durumdan çok memnun olduğunu ifade etti. Ayrıca öğrenciler de şair ve aşıklara bazı sorular yönelttiler. Samimi bir ortamda geçen sohbet toplantısında Prof. Dr. Nurullah Genç anlamlı hikayeler, anlamlı fıkralar anlatarak, sohbete ivme kazandırdı. Öte yandan Bendeniz de Kerkük ve Irak’taki, son durum ile ilgili bazı bilgiler vererek katılımcıları bilgilendirdik. Sohbette şair ve aşıkların kısa kısa sunumları da yer alarak gece başka bir renk kattı.

Ardahan Üniversitesi Rektörlük Ziyareti

“Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliği programı kapsamında programa katılan şair ve aşıklar Ardahan Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. Katılımcıları Rektör Prof. Dr. Mehmet BİBER makamında karşıladı. Ardahan Üniversitesi faaliyetleri ve akademik çalışmaları hakkında katılımcıları bilgilendiren rektör daha sonra Üniversitenin üretimi olan birer şişe bal katılımcılara takdim etti. Ziyarette Rektör yardımcısı Prof. Dr. Şakir Aydoğan da bulundu.

Ardahan Rektörüne “Hizmet Ödülü”

Heyetlerin rektörlük ziyareti esnasında “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliği çerçevesinde Irak Türkmen (Kerkük) edebiyatına, kültürüne göstermiş olduğu ilgi ve alakadan dolayı, Kerkük Kültür Derneği adına Rektör Prof. Dr. Mehmet Biber’e “Hizmet Ödülü” dernek başkanı Dr. Şemsettin Küzeci tarafından ödül ile birlikte Kerkük türküleri CD’si, Türkmen Bayrağı ve Türkmenler ile ilgili 10 kitap takdim edildi.

Yaşar Bayar ve İsmail Bingöl’e Türkmen Ödülü

Irak Türkmen kültürüne, sanatına ve davasına vermiş oldukları hizmetlerinden dolayı, Erzurumlu şair Yaşar Bayar ve TRT Erzurum Radyo Müdürü İsmail Bingöl’e Kerkük Kültür Derneği adına dernek başkanı tarafından Ardahan Üniversitesi rektörü ile birlikte birer Hizmet Ödülü takdim edildi.

Şiir Şöleni

Etkinliğin asıl programı şiir ve aşıklar şöleni olan “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” bu bölümünde şairler sahna aldı.  Sırasıyla şairler Hüseyin Akın, Nuray Alper, Yaşar Bayar, İsmail Bingöl, Rıdvan Canım, Abdülkerim Dinç, Ahmet Efe, Murat Ertaş, Mehmet Yaşar Genç, Rövşen Guliyev, İbrahim Karabulut birinci bölümde şiirlerini okudular. Öğleden sonraki bölümde ise, Ferman Karaçam, Ekrem Karasişoğlulları, Müştehir Karakaya, Şemsettin Küzeci, Elhan Yurdoğlu, Şöreddin Memmedli, Metin Ünal Mengüşoğlu, Âdem Özbay, Tacettin Şimşek, Necip Yıldız bu bölümde birbirinden güzel ve anlamlı şiirlerini icra ettiler. Ardından da Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber ve Rektör yardımcısı Prof. Dr. Şakir Aydoğdu tarafından tüm şairlere birer katılım belgesi takdim edildi. Toplu hatıra fotoğrafıyla şiir şöleni son buldu.

Gazi İletişim Hocam Doç. Dr. Semra Çevik ile 12 yıl sonra buluştuk

Gazi üniversitesi-İletişim Fakültesinde 2007 yılında Yüksek Lisans yaptığımda estetik dersine giren Doç. Dr. Semra Çevik hocamla buluşmak her ikimizi mutlu etmiştir. Şiir şöleninde şiirimi okuyup indikten sonra birileri bana yakınlaştı. Şemsettin Bey nasılsınız, beni tanıdınız mı? Salon biraz karanlık olduğu için hayır hocam dedim. Ben Semra Hoca gazi iletişimden, söylediğinde, hemen hatırladım. Gerçekten de çok mutlu olmuştum. O anda ne yapacağımız şaşırdım. Çünkü genel de Öğrenciler hocalarını hatırlarlar, unutmazlar. Ancak Semra Hoca, siz iyi bir öğrenci idiniz. Fakültede tüm hocalar sizi anlatırdılar. O yüzden iyi öğrenciler hocaların aklından hiç çıkmazlar dedi. Odasına gidince, yanımda Yüksek Lisans tezimin 2009 yılında TC. Başbakanlık (BYEGM) ile G.Ü. tarafından basılan “Irak Basın Tarihi” kitabımı hocama takdim etmekten onur duydum. Hocamla birlikte o anı ölümsüzleştirdik. Dönemin Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar hocamızı telefonla aradık ve 5 dakika olsa bile gazi iletişim anılarımızı tazeledik…

 Rehber Eşliğinde Ardahan Şehir Turu

Etkinliğe katılan şair ve aşıklar için rehber eşliğinde Ardahan turu gerçekleştirildi. Rektör yardımcısının eşliğinde gerçekleşen şehir turu, Ardahan Kalesi ile başladı. Kür Nehri, Yakın Cami ve Kongre ve Kent Müzesi ziyaret edildi. Ardından da akşam yemeği için Yenisey Konukevine doğru hareket ettik.

Aşıklar Şöleni

Programın son faaliyeti aşıklar şöleni oldu. Etkinliğe katılan aşılar: Faruk Erdoğan, Mehmet Oktay, İsrafil Uzunkaya, Büyükağa Vücüdi, Tural Kasımov, Mevlüt Merdoğlu, Sadrettin Polat ve aşık Ruslan Kalandaov birbirinden güzel aşık havaları ve türküler okudular. İlk turdan sonra Aşıklar geleneğine aykırı olsa gerek istek türküler. Ancak aşıklarımız 3 adet istek aldılar. Birisi de Şair Nuray Alper Kerkük türküsü “Altun Hızmav Mülaim” istedi. Faruk Erdoğan zorlansa da bu türküyü başarılı bir şekilde icra etmeye çalıştı. Aşıkları kendi yöreleri ile ilgili havalar icara ettikten sonra “Ardahan Güzelleri” ayak olarak kendilerine iletildi. Bu turda güzel dörtlüklerle ayak’a ayak uydurdular. Son turda ise, atışma heyecanı başladı. Aşıklar birbirleri ile ikişer olarak atıştılar. Geceye farklı bir zevk katan aşıkları icarlarından sonra Rektör ve protokol ayakta alkışladı. Tüm Katılımcılar birer Katılım belgesi takdim edildi. Geceyi ölümsüzleştirmek amacıyla toplu hatıra fotoğrafı çekildi.

Ahıska yoksa Çıldır var

“Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” programı çerçevesinde son gün Gürcistan’ın Ahıska Şehrine tur yapılacaktır. Ancak hesaba katılmayan bazı uygulamalar birçok katılımcı şair ve Aşık’ı bu turdan mahrum etti. TC. Nüfus cüzdanları eski olanlar 1 Eylül 2019 tarafından bu yanan alınmayacaklarını duyurmuşlardır. Bu nedenle bize de Ahıska kısmet olmadı. Ancak Üniversitenin değerli hocaları ve rehberimiz Zehra Cankan hanımefendi beni yalnız koymayarak Ardahan’ın güzel bir ilçesi olan Çıldır Gölüne götürdüler. Önce Ardahan merkezde Antepli Ethem Usta’da Tagi Silahşör hocamız bize lezzetli baklava ve çaylarımızı içtirip sonra Dr. Nurgül Bağcı Hoca oğlu ile birlikte bizleri Çıldır Gölüne götürdü. Ardahan’ın bir güzel ilçesi olan yaklaşık 70km.  Uzaklıkta olan Çıldır ilçesi 2100 gerçekten de harika bir göle ve havaya sahiptir.

Çıldır Gölü ve Atalayın Yeri

Çıldır Gölü kenarında muhteşem bir yer. Adı “Atalayın Yeri” içeri girdiğimizde bizleri güler yüzle karışlayan Atalay usta, bizlere güven vermişti. Yerin duvarlarına kâğıt parçaları yazılan şiirler bize duygu seline kapatmıştı. Bu mekâna gelenler bir dörtlük veya bir kıta şiir yazmış, duvara asmışlardır. Kimi ailesi ile, kişimi sevgilisiyle kimisi de bizler dost ve arkadaşlarıyla geldiğinde duygularını şiire yansıtarak mekâna asmıştır. Biz de bir şeyler yazmak istedik. Ancak Tagi Hocamız Teberiz’deyken bir dostu ona Kerküklü şair “Seyfettin Biracı”nın “Filiz” adlı şiir kitabını Kerkük’ten getirmiştir. Hocamız Biravcı’nın Kerkük’te şehit edildiğini bizden öğrendi. Üzüldü. Biz de şehidimizin anısına onun güzel bir kıtasını kâğıda yazarak duvara astık. Şiir’de diyor:

Senin için her şeyim coşar haddini aşar, seni sevmek suç ise, sevmekte günahtır

Titrek yüzünde vahşi bir lale açar, seni öpmek suç ise, öpmemekte günahtır

 Böylece şiirimizi de yazıp yemek siparişimizi verdik. Gülün “Sarı Balık” yemeği çok şahaneymiş meğerse. Eh biz de merak ettik. Balık gelince gerçekten de lezzetine doyum almaz bir yiyecek olduğunu anladık. Yemekten sonra Çıldır ilçesi ve çevresinde bulunan gezinti noktalarına göz atarak birbirinden güzel karalar yakalayarak Çıldır gezimizi ölümsüzleştirdik.

Irak Türkleri Ardahan’da Tanıtıldı ve Anlatıldı

Üçüncüsü düzenlenen “Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliğinde her yönüyle Irak Türkleri tanıtıldı ve anlatıldı. Öncelikle Türkmen edebiyatı, sanatı ve müziği vd. konular ile ilgili yanımızda götürdüğümüz 15 kilo kitap öncelikle üniversite hocalarına, kütüphaneye, ilgi duyan öğrencilere ve Ardahan İl Halk kütüphanesi, Dursun Akçam Kültür Evi’ne takdim ettik.

Türkmen Şiiri ve Horyatı’na Büyük İlgi

Irak’ta Türkmen edebiyatı tarihine baktığımızda Irak’ta yazılı Türk edebiyatı Nesimi ile başlar, Fuzuli ile devem etmiştir. Miladi 1534 ile 1918 tarihleri arasında Osmanlı tarafından idare edilen Irak (Musul, Bağdat ve Basra Vilayetleri) edebiyatı umum Türk edebiyatının önemli bir parçası idi. 1918’den günümüze kadar Irak Türklerinin kendilerine hasa bir edebiyatı oluşmuştur. Eskiden Türk edebiyatı etkisiyle ürünler veren yazarlar bu dönemde Arap edebiyatı etkisi ile son yüz yılda edebiyatlarını yazdılar. Ancak, Irak’ta Türk varlığı hiçbir zaman kaybolmadı ve kaybolmayacaktır. Bunun sırrı da Irak Türklerinde olan milli ve ruh ve imandır. Bugün Irak’ta Türkler siyasi konularda her ne kadar başarılı olmamışsa, Kültür ve Sanat konularında büyük ölçüde uzun mesafeler kat etmişlerdir.

Biz de bu şiir şöleninde İki şiir ve birkaç horyat okumaya çalıştık. Onlardan “Kerküklüyüm Türkmen’im” ve “Ben Kerkük’üm Çanakkale” şiirlerimi seslendirdim.

Kerküklüyüm Türkmen’im

Ben Kerküklü ozanım

Kanla şiir yazarım

Susturmayın ezanım

Kerküklüyüm Türkmen’im

Gürgürbaba1 çırağım

Al sancaktır bayrağım

Kurutmayın kaynağım

Kerküklüyüm Türkmen’im

Oğuzdur soyum benim

Türkmen’dir huyum benim

Ne güzel toyum benim

Kerküklüyüm Türkmen’im

Millete aşk eken ben

Yâd kolunu büken ben

Gökten yıldız söken ben

Kerküklüyüm Türkmen’im

Hoyrattır hecem benim

Gündüzdür gecem benim

Fuzulî hocam benim

Kerküklüyüm Türkmen’im

Köylü şehirli benim

Türk’tür atan damarım

Haktan dönmez bir erim

Kerküklüyüm Türkmen’im

Özgürlüktür amacım

Millet büyük inancım

Vatanperver baş tacım

Kerküklüyüm Türkmen’im

Yüreğimde sızım var

Tarihlerde izim var

Kocaman bir mazim var

Kerküklüyüm Türkmen’im

Türklüğün unvanıyım

Sevginin vicdanıyım

Oğuzun al kanıyım

Kerküklüyüm Türkmen’im

***

Ben Kerkük’üm Çanakkale

Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Zorla beni Anam’dan kopardılar
Yardan uzaklara apardılar
Zaman zaman kırık gönlümü yapardılar
Ben Kerkük’üm Çanakkale
Dim dik ayaktayım yaşıyorum hele.

**

Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Bayrağımı Atam eliyle çizmiş,
Kıbrıs’ın Türk Bayrağı gibi
Birine beyaz, birine gök mavi
Rengi vermiş,
Birine Yavru Vatan
Birine Bala Vatan demiş.
Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Petrolüm başıma bela.

**

Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Oğuzlardan gelmişem
Sırtıma kültür hazinemi almışam
Yetmez mi bugüne kadar
Dilimle, şiirimle, müziğimle
Horyatımla ayakta kalmışam.
Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Daldalanmışım bir kırık dala.

**

Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Derdime derd çatırı
Senin için ne güneşler batırı
Şehidim sende yatırı
Kalbim her an senin için atırı.
Ben Kerkük’üm. Çanakkale.
Ben Kerkük’üm. Çanakkale
Müjdele Özgürlüğü bana

Canım kurban Anavatana.

Ben Kerkük’üm. Çanakkale

Ben Kerkük’üm. Çanakkale
**

Zaman zaman Türkmen şairleri, her platformda Anavatan’a haykırarak haklı olarak sevgilerini ve sitemlerini dile getiridirler. Ancak bu duygularını şiir ve horyatla gizli mesaj ve cinaslı horyatlar yoluyla ifade ederlerdir.

O Nil daha

Kurumaz o Nil[1] daha

Bes sele senivem Yar[2]

Beklerim on yıl daha

**

O yanmadı

Oyattim[3] oyanmadı

İkimiz bir ateşete

Men yandım O yanmadı

40 yıl şiir okudum

Ankara Oyanmadı

**

Oyan kara

Bu yan ak oyan kara

Kerkük’e yan bakanın

Gözlerin oy Ankara…

**

Irak’ta Türkler son yüzyıldır Türkiye’nin hasreti ile yaşamaktadırlar. Bunu şairlerinin dizelerinde horyat yazarların horyatlarını görüyoruz ve okuyoruz. Bu hasret belki yıllar boyu sürecek belik bizler görmeyebiliriz. Ama mutlaka çocuklarımız görecektir. Bu inançla sayın rektörüm ban verdiği “Az kaldı” ayakla güzel bir dörtlük düzerek, kendisine armağan ettik.

Aşıklarda saz kaldı

Güzellerde naz kaldı

Dayan[4] Kerküküm dayan

Kavuşmağa az kaldı

Teşekkürler Ardahan Üniversitesi

“Kafkaslardan Anadolu’ya Şiir, Şair ve Aşık Günleri” etkinliğinin üçüncüsünü düzenleyen Ardahan Üniversitesi, başarılı bir şekilde etkinliği sonlandırdılar. Bu bağlamda tüm katılımcıların benimle hem fikir olduklarına kesinlikle şüphem yoktur ki, sayın Rektör Prof. Dr. Mehmet Biber ve Yardımcısı Prof. Dr. Şakir Aydoğan tüm zamanlarına bu etkinliğe ayırdılar. Dört gün gece gündüz şair ve aşıklarla her saat her etkinlikte herkesin önünde ve yanında olduklarını gördük. Sabah kahvaltısından akşam yemeği ve gecenin son saatlerine değin şair ve aşıklarla sohbet eden, ilgi ve alaka gösteren böyle ikili bir Rektör ve rektör yardımcısı ben şahsan hiç görmemiştim. 25 yıldır Türkiye ve yurtdışındaki üniversitelerde onlarca konferans ve etkinliğe katıldığımda tüm yetkililer resmi açılış veya makam kabulü ardından da kapanış ve diploma dağıtımında hazır olurlar. Yani protokol gereği. Ama Ardahan Üniversitesi Rektörü ve ayrımcısı tam tersine gerçek bir ev sahipliği yaptılar. Artık sözün bittiği yerdeyim. Ne dersem ne yazarsam bu iki değerli kardeşimiz hakkında azdır. Burada unutmayalım ki, hazırlık aşamasında organizasyonda yer alan Dr. Mehmet Kıldıroğlu, Ferman Karaçam, Yaşar Bayar, Mehmet Yaşar Genç ve Serkan Balcı ile eşi Gülşen Kaya Balcı’ya teşekkür etmeyi de bir borç biliyorum.

[1] Mısır’da bulunan Nil nehri

[2] Yar kelimesi burada “Türkiye” yi hitap ediyor

[3] Uyandırdım.

[4] Diren

Print Friendly, PDF & Email

Ulusötesi medyada Azerbaycanla ilgili algı operasyonu

Ulusötesi medyada Azerbaycanla ilgili algı operasyonu

Oktay Hacimusali Musayev

19 Ekim 2019 tarihinde Azerbaycan’da muhalefetin gerçekleştirmiş olduğu izinsiz gösterinin yankıları tüm dünyada ulusötesi medya aracılığıyla açık seçik çarpıtılıyor. Güya Azerbaycan’da yolsuzlukların ve insan haklarının ihlalinin kol gezdiğini iddia eden Batı medyası ülkede muhalif güçlerin yaptığı gösterilere destek veriyor. Insanların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal olundugunun, yolsuzluk ve rüşvet olaylarının ayyuka çıktığının iddia edildiği Azerbaycan’da muhalefetin iddialarının tersi Azerbaycan iktidarı olaylardan iki hafta önce Bakü’de Lökbatan kasabasında muhalefete gösteri yapmaları için yer dahi ayırmışti. Fakat muhalif güçlerin lideri olduğunu söyleyen Ali Kerimli sosyal medya aracılığıyla Lökbatan’da kendileri için ayrılmış olan kasabaya gitmeyeceklerini, şehrin merkezinde bulunan 28 Mayıs metro istasyonunun önünde gösteri düzenleyeceklerini dile getirdi. Iktidar ise bu duruma karşı çıktı ve şehrin merkezinde haftasonu böylesi bir gösteriye izin vermeyeceklerini söyledi. Muhalefet lideri Ali Kerimliyse halka sokaklara çıkma çağrısında bulundu ve böylece olaylar iyice çığırından çıkmaya başladı. Batıda bulunan ve Azerbaycan’in, genel anlamdaysa Türk dünyasının gelişimini istemeyen, kontrollü bir Azerbaycan ve Türkiye isteyen güçlerin kontrolü altında bulunan Azerbaycanlı muhalifler çeşitli Batılı kuruluşlardan aldıkları desteklerle kurmuş oldukları internet televizyonları ve sosyal medya hesapları aracılığıyla da propoganda girişiminde bulundular. 19 Ekim’deki gösterilere Azerbaycan halkının tepkisi nasıldı, önce bir bunu irdeleyelim isterseniz. Ilk ondan başlayalım ki, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ilham Aliyev’den 2019 yılının ilk günlerinden itibaren reformların anonslari gelmeye başladı. Gerçi muhalefet bunun kendilerinin yapmış oldukları 19 Ocak gösterilerinden sonra iktidarın paniğe kapılarak yapmış olduğunu söyledi, ama konu bu değildi. Zira, Azebaycan’i az çok bilenler biliyor ki, halk devletinin etrafında sık kenetlenmiş durumda. Savaşın daha bitmediği bir ülkede başka bir durum zaten düşünülemez de. Bir de Azerbaycan muhalefetinin yıllardır kendi halkını seçmen olarak görmenin dışında şeytanla bile işbirliğine hazır durumda olması, Azerbaycan halkını muhalefetten uzaklaşmasına neden olan sebeplerden sadece bir tanesi. Yıllardır sol marjinel orgutlerle, milli manevi değerleri hiçe saymak için durmadan çalışmalar yapan küresel güçlerle işbirliği içli dışlı olmalar, tüm bunlar Azerbaycan halkını muhalif güçlerle ilgili derinden düşünmeye iten nedenler arasındadır ayrıca. Ayrıca Türkiyeli kardeşlerimiz günümüz Azerbaycan Halk Cephesiyle Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in kurmuş olduğu Azerbaycan Halk Cephesi’ni karıştirmasinlar lütfen. Ali Kerimli hatta uzun süre Elçibey aleyhinde yalan dolu bilgiler yayınlatmış birisidir kendi yayın organlarında. Belki bunu Türkiyeli kardeşlerimiz bilmez ama biz bunları gayet iyi biliyoruz. Batının ve onun güdümünde olan ulusötesi medyanın bu denli Ali Kerimliyi pohpohlamasinin da bu nedenlerle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Pohpohlanan Ali Kerimli Lökbatan’ a gitmek yerine ülkeyi kaos ve anarşi ortamına sürüklemek 19 Ekimde halkı izinsiz gösterilere çağırdı. Yaklaşık 200 kişi katılmış olsa bile, sonuçta bu izinsiz gösteriydi ve dünyanın her yerinde izinsiz gösterilere bir şekilde müdahele ediliyor. Bana ilginç gelen ulusötesi medyanın bu gerçeği bildiği halde, izinsiz gösterilere verdiği destekti. Sanki Avrupada ya da Amerikada izinsiz gösteri yapanların saçlarını okşayıp “aferin” diyorlar. Özgür Avrupa radyosundan tutun da BBC’ye kadar tüm medya organları biranda haberlerinde Bakü’yu baş köşeye taşıdılar. Işın daha da ilginç yanı Türkiyedeki sosyalist ya da sosyalistmiş gibi gözüken bazı kişilerce de bu gösterilere destek verildi. Bölgede çıkarları olan güçler, devletler Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ilham Aliyev’in Rusyada 16.Valdai Uluslararası Tartışma Kulübü toplantısında yapmış olduğu konuşmadan rahatsızlar, peşinden Aşkabat’ta yapmış olduğu konuşma da oldukça net mesajlar veren Bakü’ye böylesi tepkiler olağandır. Ama birşeyi unutmamalıyız: dünya bizi sevmiyor ve Azerbaycan ve Türkiye nasıl şimdiye kadar beraber adımlamışlarsa bundan sonra tüm onların birliğini, beraberliğini istemeyen güçlere inat adımlamak zorundalar. Ve adımlayacaklar da!….

Print Friendly, PDF & Email

ITC Erbil İl Başkanlığında Toplantı

Oğuz Küzecioğlu-Erbil\   IKBY Bölge Bakanı ve ITC Yürütme Kurulu Üyesi Aydın Maruf ,ITC Erbil Milletvekili İmdat Bilal’in katılımı ile ITC Erbil merkezinde geniş kapsamlı toplantı düzenlendi.

İl , ilçe başkanları ve teşkilat yöneticilerinin hazır bulunduğu toplantında bölgenin son durumu, ITC Erbil ve ilçe teşkilatlarının çalışmaları ve Bakan Aydın Maruf ‘ a etnik guruplar dosyasının verilmesi gibi önemli konular görüşüldü.

Yanısıra toplantıda bölgenin son siyasi durumu değerlendirilirken, iş birliği ve dayanışma vurgusu yapıldı.

 

 

 

Print Friendly, PDF & Email